Ankara’da karaciğer kist hidatiği ameliyatı, Echinococcus parazitinin neden olduğu kistlerin cerrahi yöntemlerle güvenli şekilde çıkarılmasını amaçlayan tıbbi bir tedavidir. Operasyon, karaciğer dokusunu koruyarak kistin temizlenmesini ve parazitin yayılmasının önlenmesini hedefler. Uygun hastalarda modern cerrahi teknikler ile yüksek başarı oranları elde edilir.
Ankara’da karaciğer kist hidatiği cerrahisi, hastanın kist sayısı, büyüklüğü ve karaciğerdeki yerleşimine göre planlanan ileri düzey bir genel cerrahi işlemdir. Laparoskopik veya açık cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Operasyon öncesinde detaylı görüntüleme ve laboratuvar değerlendirmeleri yapılarak tedavi süreci güvenli biçimde planlanır.
Ankara’da kist hidatik tedavisi için karaciğer ameliyatı, enfekte kistin kontrollü şekilde boşaltılması ve kist duvarının cerrahi olarak temizlenmesini içerir. Bu yaklaşım, enfeksiyonun çevre dokulara yayılmasını önlemeyi amaçlar. Cerrahi işlem sonrasında hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilecek şekilde takip edilir.
Ankara’da deneyimli genel cerrahi ekipleriyle karaciğer kist hidatiği operasyonu, multidisipliner yaklaşım ve modern hastane altyapısı ile gerçekleştirilmektedir. Ameliyat sonrası izlem sürecinde antiparaziter tedaviler ve düzenli kontroller uygulanarak nüks riskinin azaltılması hedeflenir. Bu süreç hastanın uzun dönem sağlığını korumaya yönelik planlanır.
Eğitim;
Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012
Uzmanlık Sonrası Süreç;
2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü
Karaciğer Kist Hidatiği Nedir?
Karaciğer kist hidatiği, Echinococcus granulosus adlı parazitin neden olduğu, karaciğerde sıvı dolu kistlerin oluştuğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Genellikle hayvanlardan insana geçer ve özellikle hayvancılıkla uğraşan bölgelerde yaygındır.
Kist hidatiği hastalığının belirtileri nelerdir?
Kist hidatiği “sinsi” bir hastalıktır, çünkü kist çok yavaş büyür ve yıllarca hiçbir şikayete yol açmayabilir. Çoğu zaman, başka bir sebeple yapılan ultrason veya tomografi sırasında tesadüfen saptanır.
Ancak kist büyüdükçe ve belirli bir boyuta ulaştıkça, karaciğere ve komşu organlara baskı yapmaya başlar. Bu aşamada ortaya çıkan belirtiler genellikle şunlardır:
- Sağ üst karın bölgesinde dolgunluk veya baskı hissi
- Geçmeyen, künt bir ağrı
- Şişkinlik
- Bulantı ve bazen kusma
- İştahsızlık
Eğer kist daha da büyür veya “komplike” hale gelirse, yani patlar, iltihaplanır veya safra yollarına açılırsa, çok daha ciddi ve acil belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler:
- Gözlerde ve ciltte sararma (kist safra yoluna baskı yaparsa veya açılırsa)
- Şiddetli ve ani başlayan karın ağrısı
- Yüksek ateş ve titreme (kist iltihaplanırsa)
- Kaşıntı
- Nefes darlığı, öksürük (kist akciğere yakınsa veya patlarsa)
- Şiddetli alerjik reaksiyonlar (anafilaksi)
Bu ciddi belirtiler kistin acil müdahale gerektiren bir duruma geldiğini gösterir.
Her kist hidatiği hastası ameliyat olmak zorunda mıdır?
Hayır, her kist hidatiği vakası hemen ameliyat gerektirmez. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bu kistleri ultrason görüntülerine göre sınıflandırmıştır (CE1’den CE5’e kadar). Tedavi kararı, kistin bu evresine, büyüklüğüne ve hastanın durumuna göre verilir.
Örneğin “inaktif” veya “ölü” olarak kabul edilen kistler (CE4 ve CE5 evresi) genellikle tehlikesizdir. Bu kistlerin içi katılaşmış veya duvarı tamamen kireçlenmiş olabilir. Eğer hastaya bir şikayet vermiyorlarsa, bu kistlere dokunmak gereksiz bir risk almaktır. Bu durumda “Bekle ve Gör” yaklaşımı benimsenir ve kist düzenli aralıklarla ultrason ile takip edilir.
Ayrıca bazı basit, tek odacıklı ve küçük kistler (CE1 ve CE3a evresi) için ameliyatsız yöntemler de mevcuttur. “PAIR” adı verilen yöntemde ultrason eşliğinde kistin içine ince bir iğne ile girilir, içindeki sıvı boşaltılır ve paraziti öldürmek için özel bir sıvı verilip geri çekilir. Bu yöntem uygun hastalarda etkili olabilir.
Kist hidatiği için ne zaman ameliyat ‘şart’ hale gelir?
Cerrahi, özellikle karmaşık ve riskli hale gelmiş kistler için hala en kesin ve “altın standart” tedavidir. Genellikle ameliyatsız yöntemlerin yetersiz kalacağı veya tehlikeli olacağı durumlarda ameliyat kararı alınır.
Ameliyatın kesinlikle gerekli olduğu başlıca durumlar şunlardır:
- Çok büyük kistler (genellikle 10-15 cm’nin üzerindeki dev kistler)
- Karmaşık yapılı kistler (içinde çok sayıda ‘yavru kist’ barındıran CE2 tipi)
- İçi katılaşmış, jöle kıvamında olan kistler (CE3b tipi)
- Kistin patlaması (rüptür) veya patlama riski taşıması
- Kistin iltihaplanması (apseleşmesi)
- Safra yollarına açılmış (sarılık veya safra yolu iltihabına neden olan) kistler
- İğne (PAIR) veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen kistler
- Çevre organlara (mide, bağırsak, diyafram) baskı yaparak ciddi şikayetlere neden olan kistler
Bu durumlarda, paraziti ve kisti güvenli bir şekilde çıkarmak için cerrahi müdahale kaçınılmazdır.
Kist hidatiği ameliyatı öncesi hangi tetkikler istenir?
Kist hidatiği ameliyatı detaylı bir planlama gerektiren ciddi bir karaciğer ameliyatıdır. Cerrahın, kistin tam yerini, komşu damar ve safra yollarıyla olan ilişkisini bir “yol haritası” gibi görmesi gerekir.
Bu planlama için istenen temel tetkikler şunlardır:
- Ultrasonografi (USG)
- Bilgisayarlı Tomografi (BT)
- Manyetik Rezonans (MR) ve özellikle MRCP
- Kan tahlilleri (Seroloji)
Ultrason (USG) genellikle tanıyı koyan ilk testtir ve kistin iç yapısını (aktif mi, ölü mü, yavru kistler var mı) gösterir. Ancak ameliyat planlaması için Bilgisayarlı Tomografi (BT) şarttır. BT, kistin karaciğerin neresinde olduğunu, hangi ana damarlara (toplardamar, atardamar) yakın olduğunu ve duvarında kireçlenme olup olmadığını net bir şekilde gösterir.
MRCP (Manyetik Rezonans Kolanjiyopankreatografi) ise bu ameliyatların kilit taşıdır. MRCP, ilaçsız ve girişimsel olmayan bir şekilde tüm safra yollarını detaylı olarak görüntüler. Cerrahın, kistin safra yollarıyla bir bağlantısı (kisto-biliyer komünikasyon) olup olmadığını anlamasını sağlar. Eğer böyle bir şüphe varsa (sarılık, kaşıntı, ateş gibi) MRCP hayati önem taşır.
Ayrıca ameliyat kararı verilen hastalara genellikle ameliyattan 1-2 hafta önce “Albendazol” isimli bir ilaç başlanır. Bu ilacın amacı, kist içindeki parazitleri “sersemletmek” veya öldürmektir. Böylece ameliyat sırasında olası bir sızıntı durumunda, parazitlerin canlılığı azalmış olur ve yeni kist oluşturma riski düşer.
Ameliyat sırasında kist hidatiği sıvısının sızması neden çok tehlikelidir?
Kist hidatiği cerrahisinin en kritik ve en korkulan noktası, ameliyat sırasında kistin delinmesi ve içindeki sıvının karın boşluğuna dökülmesidir. Bu durumun iki büyük ve ölümcül tehlikesi vardır:
Bu tehlikeler:
- Anafilaktik şok
- İkincil hidatidoz (hastalığın yayılması)
Bunlardan ilki, yani anafilaksi, kist sıvısının yüksek miktarda alerjen içermesinden kaynaklanır. Sıvının aniden kana veya karın zarına temas etmesi, vücudun aşırı bir alerjik reaksiyon göstermesine, tansiyonun aniden düşmesine ve hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir.
İkinci tehlike olan ikincil hidatidoz ise, kist sıvısının “zehirli tohumlarla dolu bir su” gibi olmasıdır. İçinde “protoscolex” adı verilen binlerce mikroskobik parazit başçığı bulunur. Bu sıvının karın içine dökülmesi, bu “tohumların” karın zarının farklı yerlerine ekilmesine neden olur. Ameliyattan aylar veya yıllar sonra, bu tohumların her biri “filizlenerek” karın içinde onlarca, hatta yüzlerce yeni kistin gelişmesine yol açabilir. Bu durumun tedavisi çok daha zor ve karmaşıktır.
Bu iki büyük riski önlemek için cerrahlar, kist çevresini paraziti öldüren özel sıvılara (genellikle yoğun tuzlu su) batırılmış koruyucu örtülerle (kompres) dikkatlice izole eder ve kistle son derece nazik çalışır.
Kist hidatiği ameliyatında ‘Radikal’ ve ‘Konservatif’ yöntem ne demektir?
Kist hidatiği ameliyatları temel olarak iki ana felsefeye ayrılır. Bu felsefeyi belirleyen şey, parazitin etrafını saran ve vücudun oluşturduğu “kabuğa” (buna perikist denir) ne yapıldığıdır.
Radikal Cerrahi (Kökten Çözüm): Bu yöntemde amaç paraziti (içerideki keseyi) ve vücudun onun etrafına ördüğü o kalın duvarı (perikisti) bir bütün olarak “kökünden” çıkarmaktır. Bu sanki bir yabani otu köküyle birlikte sökmeye benzer. Kist, duvarıyla birlikte karaciğerden soyulur (Perikistektomi) veya kistle birlikte o karaciğer bölümü çıkarılır (Hepatektomi).
Konservatif Cerrahi (Koruyucu Yöntem): Bu yöntemde amaç karaciğere daha az zarar vermektir. Felsefesi şudur: “Vücudun yaptığı kalenin (perikistin) duvarlarına dokunmayalım, ama içindeki düşmanı (paraziti) tamamen temizleyelim.” Bu yöntemde kistin tavanı açılır, içi güvenle boşaltılır ve temizlenir, ancak o kalın dış kabuk (perikist) yerinde bırakılır.
Hangi kist hidatiği hastalarına radikal ameliyat uygulanır?
Radikal cerrahi, teorik olarak en ideal yöntemdir. Çünkü geride parazite veya kist duvarına ait hiçbir doku bırakmaz. Bu sayede hastalığın o bölgede tekrarlama (nüks) riski neredeyse sıfıra iner. Ayrıca kist duvarı çıkarıldığı için “kist boşluğu” (kavite) diye bir sorun da kalmaz.
Ancak bu yöntem her hasta için uygun değildir. Genellikle karaciğerin kenarına yakın (periferik) yerleşimli kistler için tercih edilir. Eğer kist karaciğerin çok derinlerindeyse veya ana damarlara yapışıksa, bu radikal ameliyatı yapmak çok riskli olabilir.
Konservatif kist hidatiği ameliyatı neden daha sık tercih edilir?
Konservatif (koruyucu) cerrahi, pratikte daha sık tercih edilen yöntemdir çünkü kistlerin çoğu karaciğerin derinlerine yerleşmiştir. Genellikle karaciğerin ana toplardamarı (Vena Kava) veya ana besleyici damarı (Portal Ven) gibi hayati yapılara çok yakın veya yapışık olurlar.
Bu bölgelerde, kistin “kabuğunu” (perikisti) soymaya çalışmak, bu büyük damarlarda ölümcül yaralanmalara veya kontrol edilemeyen kanamalara neden olabilir. Bu nedenle daha güvenli olan konservatif yöntem seçilir. Kistin tavanı açılır (buna ‘Deroofing’ veya ‘Unroofing’ denir), içindeki parazit zarları ve yavru kistler titizlikle temizlenir ve geride kalan “boşluk” (kavite) özel tekniklerle kapatılır. Bu yöntem hastayı büyük risklerden korurken paraziti de tedavi eder.
Konservatif ameliyatta geride kalan kist hidatiği boşluğuna (kaviteye) ne yapılır?
Konservatif cerrahinin en önemli ve başarıyı belirleyen aşaması, bu “artık boşluğun” yönetimidir. Eğer bu boşluk kendi haline bırakılırsa, içine kan veya safra dolarak enfekte olabilir (apseleşebilir) veya sürekli dışarıya safra kaçağına (biliyer fistül) neden olabilir.
Bu boşluğu güvenle kapatmak için kullanılan en etkili ve en yaygın yöntem “Omentoplasti” (Omental Plombaj) işlemidir.
“Omentum,” midenin önünden sarkan ve karnımızın içini bir “yağlı yorgan” veya “perde” gibi örten dokudur. Bu doku, kan damarlarından çok zengindir ve vücudun “ilk yardım” ekibi gibidir; enfeksiyonla savaşma ve iyileşmeyi hızlandırma kapasitesi çok yüksektir.
Omentoplasti işleminde, cerrah bu yağlı yorganın bir kısmını (kendi kan damarlarıyla birlikte) serbestleştirir ve konservatif ameliyat sonrası oluşan o boşluğun içine “tıkaç” gibi doldurur.
Bu yağ perdesinin (omentum) birçok mucizevi özelliği vardır. Omentoplasti yapıldığında:
- Fiziksel dolgu sağlar
- Sıvı emilimi yapar
- İyileşmeyi hızlandırır
- Enfeksiyonla savaşır
Bu özellikler sayesinde, omentum boşluğu doldurur, sünger gibi sızıntıları emer ve zengin kanlanmasıyla bölgeye iyileştirici hücreler taşıyarak enfeksiyon riskini çok düşürür. Çalışmalar omentoplasti yapılan hastaların, yapılmayanlara göre çok daha az komplikasyon yaşadığını ve hastanede kalış sürelerinin anlamlı derecede kısaldığını göstermiştir.
Kist hidatiği ameliyatları kapalı (laparoskopik) yapılabilir mi?
Evet, son 15-20 yılda karaciğer cerrahisindeki gelişmeler sayesinde, seçilmiş kist hidatiği vakaları artık “kapalı” yani laparoskopik yöntemle başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Bu yöntemde karın duvarına büyük bir kesi yapmak yerine, 3-4 adet küçük (0.5 – 1 cm) delikten kamera ve özel cerrahi aletler sokulur. Cerrah, yüksek çözünürlüklü bir ekrandan görerek ameliyatı gerçekleştirir.
Kapalı yöntemin açık ameliyata göre birçok avantajı vardır:
- Çok daha az ameliyat sonrası ağrı
- Daha küçük ameliyat izi (kozmetik üstünlük)
- Daha az kan kaybı
- Daha kısa hastanede kalış süresi
- Günlük hayata ve işe daha hızlı dönüş
Ancak laparoskopik cerrahi her hasta için uygun değildir. Genellikle karaciğerin ön yüzeyinde veya kenarında, yani cerrahi aletlerle “ulaşılabilir” bir yerde olan ve çok karmaşık olmayan (örneğin kireçlenmemiş) kistler için tercih edilir.
Kapalı ameliyatta kist hidatiği sıvısının sızma riski nasıl engellenir?
Laparoskopik yöntemin ilk yıllarında en çok korkulan şey, kapalı ortamda çalışırken kistin patlama ve içeriğin karın içine yayılma riskinin daha yüksek olmasıydı. Ancak bu riski ortadan kaldırmak için çok özel teknikler ve sistemler geliştirildi.
Günümüzde, “kapalı sistem” adı verilen özel bir teknik kullanılmaktadır. Bu teknikte, kistin içine özel bir alet (trokar) yerleştirilir. Bu aletin bir kanalı kisti delerken, diğer kanalı aynı anda yüksek vakumla kist içeriğini emmeye başlar. Böylece kist içindeki basınç aniden düşürülür ve kist delindiği anda içeriğin karın içine sızması, “sıfır sızıntı” ile engellenmiş olur.
Kist güvenle boşaltıldıktan sonra, laparoskopik kamera (büyütme sağladığı için) kistin içine sokulur. Cerrah, kistin içini yüksek çözünürlükte görerek parazit zarlarını temizler ve en önemlisi, açık ameliyatta gözden kaçabilecek küçük safra sızıntılarını çok daha net bir şekilde tespit edip onarabilir.
Ameliyat sonrası en korkulan sorun ‘safra kaçağı’ mıdır?
Kist hidatiği ameliyatlarının (özellikle konservatif cerrahinin) en sık ve en can sıkıcı komplikasyonu, ameliyat sonrası devam eden “safra kaçağı” yani Kalıcı Biliyer Fistül’dür. Bu durum kist boşluğundan veya karaciğerin kesilen yüzeyinden gelen safranın, konulan drenden (tüp) günlerce gelmeye devam etmesidir.
Bu durumun nedeni, kistin büyüme sürecinde karaciğer içindeki küçük safra kanalcıklarını tahrip etmesi veya ameliyat sırasında bu kanalcıkların fark edilememesidir.
Safra kaçağı gelişirse tekrar kist hidatiği ameliyatı olmak gerekir mi?
Hayır, artık değil. Günümüzün modern tıp teknolojileri sayesinde, ameliyat sonrası gelişen safra kaçaklarının çok büyük bir kısmı, hastayı tekrar ameliyat etmeye gerek kalmadan, “ERCP” adı verilen endoskopik bir yöntemle tedavi edilebilmektedir.
ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi), bir gastroenteroloji uzmanı tarafından, hafif bir uyku hali (sedasyon) altında yapılan bir işlemdir. Hastanın ağzından özel bir endoskopi cihazıyla girilir, mide geçilir ve safranın onikiparmak bağırsağına döküldüğü “papila” adı verilen küçük memecik ucuna ulaşılır.
ERCP sırasında şu işlemler yapılır:
- Safra yolları temizlenir
- Tıkanıklıklar açılır
- Stent yerleştirilir
Bu stent, safrayı doğru yola (bağırsağa) yönlendiren küçük bir plastik borudur. Kaçağın olduğu bölgeye değil ana safra kanalına yerleştirilir. Böylece safranın akış yönü değişir, basınç azalır ve sızıntı bölgesi üzerindeki yük kalkar. Bu sayede kaçak bölgesi birkaç hafta içinde kendi kendine kapanır ve iyileşir. Bu stent, iyileşme tamamlandıktan sonra (genellikle 6-8 hafta sonra) yine aynı kolay yöntemle çıkarılır.
ERCP’nin varlığı, kist hidatiği cerrahisini çok daha güvenli hale getirmiş ve cerrahların en çok çekindiği komplikasyonlardan birini ameliyatsız çözebilme imkanı tanımıştır.
Kist hidatiği ameliyatı sonrası takip neden önemlidir?
Kist hidatiği ameliyatı olmak, bu hastalıktan tamamen kurtulduğunuz anlamına gelmez. Bu “sinsi” ve tekrarlamayı seven bir hastalıktır. Bu nedenle ameliyat sonrası takip, en az ameliyatın kendisi kadar önemlidir.
Ameliyat sonrası süreç de tedavinin bir parçasıdır. Bu süreçte yapılması gerekenler:
- İlaç tedavisi (Albendazol)
- İlk 6. ay kontrolü
- Yıllık kontroller (en az 5 yıl)
Ameliyatın tipine ve kistin durumuna bakılmaksızın, tüm hastalara ameliyat sonrası (adjuvan) albendazol tedavisi verilir. Bu tedavi, ameliyattan sonra genellikle birkaç ay daha devam eder. Amacı, ameliyat sırasında gözden kaçmış veya dökülmüş olabilecek mikroskobik “tohumları” (parazitleri) yok etmektir.
Hastalar, ameliyattan sonraki ilk 6. ayda mutlaka kontrol ultrasonografisi ve kan tahlilleri ile değerlendirilir. Her şey yolunda gitse bile, olası bir nüksü (tekrarlama) veya karın içinde gelişebilecek ikincil bir kisti çok erken bir aşamada yakalamak için en az 5 yıl, bazen daha uzun süre, yılda bir kez bu kontrollerin yapılması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Karaciğer Kist Hidatiği Ameliyatı Ne Kadar Sürer?
Karaciğer kist hidatiği ameliyatı, kistin büyüklüğüne, sayısına ve yerleşim yerine göre değişmekle birlikte genellikle 1,5 ila 3 saat arasında sürer. Kistin karaciğer dokusuna yakınlığı ve çevre yapılara etkisi, cerrahi sürenin uzamasına neden olabilir.
Karaciğer Kist Hidatiği İçin Hangi Doktora Gidilir?
Karaciğer kist hidatiği, genellikle parazitik bir enfeksiyon (Echinococcus) sonucu oluşur ve tedavisi için öncelikle genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır.
Son Yazılar
Genel Cerrahi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Tavsiyeleri
Genel cerrahi ameliyatı sonrası doktor tavsiyelerine uyulması, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır. İlk [...]
Oca
Türkiye Neden Genel Cerrahi Doktorları ve Hastaneleri İçin Tercih Ediliyor?
Türkiye, genel cerrahi alanında uzman hekim kadrosu ve yüksek teknolojili hastaneleri ile bölgenin sağlık hizmetlerinde [...]
Oca
Ankara Meme Kanseri Ameliyatı Fiyatları
Meme kanseri ameliyatı, tümörün evresi, konumu ve hastanın genel durumu doğrultusunda kişiye özel planlanan cerrahi [...]
Oca
Memede Kitle Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Meme cerrahisi sonrası iyileşme süresi, uygulanan tekniğin kapsamına göre ortalama 10 gün ile 3 hafta [...]
Ara
Mide Kanseri Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci
Mide kanseri ameliyatı olanların yorumları, operasyon sonrası yaşamsal değişiklikler ve iyileşme süreci hakkında önemli bilgiler [...]
Ara
Genel Cerrahi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Genel cerrahi, sindirim sistemi, karaciğer, safra yolları, pankreas, tiroit ve yumuşak doku hastalıklarının cerrahi tedavisini [...]
Eki
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır? Ne Zaman Yapılmalı?
Kendi kendine meme muayenesi, kadınların memelerinde oluşabilecek değişiklikleri erken fark etmelerini sağlayan basit ve etkili [...]
Oca
Üçlü Negatif Meme Kanseri Nedir? Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi
Üçlü negatif meme kanseri, östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerini taşımayan agresif bir meme kanseri türüdür. [...]
Oca

