Ankara’da endokrin cerrahisi, hormon üreten bezlerin cerrahi hastalıklarının tanı ve tedavisiyle ilgilenen uzmanlık alanıdır. Tiroid, paratiroid, adrenal bez ve pankreasın bazı tümörleri bu kapsamda değerlendirilir ve cerrahi müdahale, hastalığın biyolojik davranışına göre planlanır.

Ankara’da tiroid cerrahisi uygulamaları, özellikle nodül, guatr ve tiroid kanseri gibi hastalıkların tedavisinde önemli bir yer tutar. Cerrahi planlama ultrasonografi, biyopsi ve hormon testleriyle desteklenir; sinir koruyucu teknikler ve modern cerrahi yöntemler komplikasyon riskini azaltmayı amaçlar.

Paratiroid hastalıklarının cerrahi tedavisi, kalsiyum metabolizmasını bozan paratiroid adenomları ve hiperparatiroidizm durumlarında uygulanır. Ankara’daki endokrin cerrahisi merkezlerinde minimal invaziv yaklaşımlar ve hedefe yönelik cerrahi teknikler kullanılarak hastaların iyileşme süreci hızlandırılır.

Adrenal bez ve hormon üreten tümörlerin cerrahisi, endokrin cerrahisinin ileri düzey uygulama alanlarından biridir. Feokromositoma, adrenal adenom ve bazı pankreatik nöroendokrin tümörlerde cerrahi tedavi multidisipliner değerlendirme ile planlanır ve hastanın hormonal dengesi dikkatle izlenir.

Paratiroid Ameliyatı

Tiroid Ameliyatı

Adrenal Ameliyatı

Ankara Endokrin Cerrahisi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar ve Ameliyatları Nelerdir?
Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy

Eğitim;

Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012

Uzmanlık Sonrası Süreç;

2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü

Özgeçmişi İncele İletişime Geç

Endokrin Cerrahi Nedir ve Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

Endokrin cerrahisini, sadece bir organı kesip çıkarmak olarak düşünmek eksik olur. Bu alan, vücudun hormonal dengesinin dilini konuşabilmeyi gerektirir. Bir endokrin cerrahı, ameliyat öncesinde, sırasında ve sonrasında hastanın hormonal tablosunu nasıl yöneteceğini bilmek zorundadır. Çünkü bu bezlerden birine yapılacak en ufak bir müdahale, tüm vücudu etkileyen bir domino etkisi yaratabilir. Bu nedenle bu alanda çalışan cerrahlar, endokrinoloji (hormon bilimi), radyoloji ve patoloji uzmanlarıyla bir takım ruhu içinde, sürekli iletişim halinde çalışırlar. Hastanın yolculuğu, genellikle bir endokrinoloji uzmanının teşhisiyle başlar ve cerrahi gerektiğinde bu takım çalışmasıyla en doğru tedavi planı oluşturulur.

Endokrin cerrahisinin ana odak noktaları şunlardır:

  • Tiroid Bezi
  • Paratiroid Bezleri
  • Adrenal (Böbrek Üstü) Bezleri
  • Pankreasın Nöroendokrin Tümörleri

Şimdi bu organların hastalıklarını ve cerrahi tedavi süreçlerini daha yakından inceleyelim.

Endokrin Cerrahisi Doktorları Kimlerdir?

Endokrin cerrahisi doktorları, hormon üreten bezlerin (tiroid, paratiroid, adrenal bezler ve pankreas gibi) hastalıklarının cerrahi tedavisinde uzmanlaşmış cerrahlardır. Bu hekimler; guatr, tiroid nodülleri, tiroid kanseri, hiperparatiroidi ve adrenal tümörler gibi durumların tanı ve tedavisinde görev alır. Endokrinoloji ve genel cerrahi alanlarının kesişiminde çalışarak, hastalara multidisipliner ve ileri düzey tedavi sunarlar.

Tiroid Bezi Ameliyatı Hangi Durumlarda Bir Seçenek Haline Gelir?

Boynumuzun ön kısmında, adeta bir kalkan gibi duran kelebek şeklindeki tiroid bezi, vücudun enerji santralidir. Bu organda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle cerrahiye başvurulmasının altında yatan çeşitli nedenler vardır. Tiroid ameliyatı gerektiren başlıca durumlar aşağıdaki gibidir:

  • Tiroid kanseri veya kanser şüphesi
  • Nefes borusuna veya yemek borusuna baskı yapan guatr
  • Dışarıdan fark edilen ve estetik kaygı yaratan büyük guatr
  • İlaç tedavisine yanıt vermeyen veya ilaç kullanılamayan zehirli guatr (hipertiroidi)
  • İğne biyopsisi sonucu şüpheli gelen ve kesin tanı konması gereken nodüller

Tiroid Ameliyatı Kararı Verilmeden Önce Hangi Adımlar İzlenir?

Hiçbir tiroid ameliyatına hazırlıksız başlanmaz. Bu titiz bir dedektiflik süreci gibidir ve her adım, bir sonraki hamleyi belirler. Süreç hastanın hikayesini dinlemekle başlar. Ailede tiroid kanseri var mı? Geçmişte boyun bölgesine radyasyon tedavisi alındı mı? Nodül aniden mi büyüdü? Bu soruların cevapları, risk haritasını çıkarmamıza yardımcı olur. Ardından gelen fizik muayenede nodülün boyutu, sertliği ve boyundaki lenf bezlerinin durumu elle dikkatlice kontrol edilir.

Bu ilk adımdan sonra, kan testleri devreye girer. Basit bir kan tahlili ile bakılan TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) seviyesi, bize nodülün “karakteri” hakkında çok değerli bilgiler verir. Eğer TSH düşükse, bu durum nodülün aşırı çalıştığı ve hormon ürettiği anlamına gelebilir. Bu “sıcak” nodüllerin kanser riski neredeyse sıfırdır ve genellikle ileri incelemeye gerek kalmaz. Ancak TSH normal veya yüksekse, nodül “soğuk” kabul edilir ve kanser riski taşıdığı için mercek altına alınması gerekir.

İşte bu noktada endokrin cerrahisinin en yakın dostu olan yüksek çözünürlüklü boyun ultrasonografisi sahneye çıkar. Ultrason, adeta tiroidin bir iç fotoğrafını çekerek bize nodülün tüm detaylarını gösterir. Deneyimli bir göz, ultrasondaki bazı özelliklere bakarak nodülün iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olabileceğine dair önemli tahminlerde bulunabilir.

Tiroid Nodülünde Kanser Şüphesi Yaratan Ultrason Bulguları Nelerdir?

Ultrason sırasında bir nodülde gördüğümüz bazı özellikler, bizdeki “kanser olabilir” alarmını çalıştırır. Bu şüpheli işaretler, nodülün biyopsi ile incelenmesi gerektiğini gösterir. Bu özellikler şunlardır:

  • Mikrokalsifikasyonlar (içindeki küçük kireçlenme noktacıkları)
  • Düzensiz veya pürüzlü kenarlar
  • Solid (içi sıvı dolu kistik değil tamamen dokudan oluşan) yapı
  • Eninden daha uzun (taller-than-wide) bir şekle sahip olması
  • Çevre tiroid dokusuna göre belirgin derecede koyu renkli görünmesi (hipoekojenite)

Eğer ultrasonda bu tür şüpheli bulgular varsa, bir sonraki ve en kesin adım olan İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi (İİAB) yapılır. Bu işlemde, ultrason rehberliğinde çok ince bir iğne ile nodülün içine girilerek hücre örnekleri alınır. Patoloji uzmanı bu hücreleri mikroskop altında inceleyerek kanser olup olmadığına dair yüksek doğrulukta bir sonuç verir. Bazen sonuç “şüpheli” veya “belirsiz” gelebilir. İşte bu durumlarda, alınan örneklerden yapılan ileri genetik testler (moleküler testler) devreye girerek ameliyat kararını netleştirmemize yardımcı olabilir.

Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili Randevu Almak İçin
Genel Cerrahi Alanındaki Hastalıklar ile İlgili
Randevu Almak İçin
Butona tıklayarak WhatsApp üzerinden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Ankara Endokrin Cerrahisi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar ve Ameliyatları Nelerdir?
Ankara Endokrin Cerrahisi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar ve Ameliyatları Nelerdir?

Günümüzde Hangi Tiroid Ameliyatı Teknikleri Uygulanmaktadır?

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tiroid cerrahisi de büyük bir değişim geçirdi. Artık her hastaya standart bir ameliyat yapmak yerine, hastanın durumuna ve beklentilerine en uygun tekniği seçme şansımız var.

  • Geleneksel Açık Tiroidektomi: Bu yöntem hala en sık uygulanan ve her türlü tiroid hastalığı için güvenle kullanılabilen “altın standart” tekniktir. Boyun bölgesindeki doğal bir cilt kıvrımına gizlenen yatay bir kesi ile yapılır. Bu ameliyatın en hassas noktası, ses tellerimizin hareketini sağlayan sinirlerin ve vücudun kalsiyum dengesini yöneten minik paratiroid bezlerinin bulunup titizlikle korunmasıdır. Bu cerrahın tecrübesinin ve anatomik bilgisinin en çok öne çıktığı aşamadır.
  • Minimal İnvaziv ve İz Bırakmayan Teknikler: Özellikle estetik kaygıları olan hastalar için geliştirilen bu yöntemler giderek daha popüler hale gelmektedir.
  • MIVAT (Minimal İnvaziv Video Yardımlı Tiroidektomi): Boyuna yapılan 1.5-3 cm gibi çok küçük bir kesiden, bir kamera yardımıyla gerçekleştirilen bir yöntemdir. Özellikle küçük nodüller ve bezler için uygundur.
  • TOETVA (Ağız İçinden İzli Tiroidektomi): Cerrahideki en heyecan verici gelişmelerden biridir. Bu teknikte boyun cildine hiçbir kesi yapılmaz. Ameliyat, alt dudak ile dişler arasındaki bölgeden açılan üç küçük delikten, tamamen endoskopik olarak gerçekleştirilir. Kamera ve özel aletler cilt altından ilerletilerek tiroid bezine ulaşılır ve bez bu yolla dışarı alınır. Sonuç, boyunda sıfır yara izidir. Elbette bu yöntem büyük guatrı olan veya kanseri yayılmış hastalar için değil daha çok küçük nodülleri olan veya erken evre kanserli seçilmiş hastalar için ideal bir seçenektir.

Paratiroid Bezi Hastalıkları Neden Ameliyat Gerektirir?

Genellikle tiroid bezinin arkasına gizlenmiş, mercimek tanesi büyüklüğündeki dört adet paratiroid bezi, küçük boyutlarına rağmen dev bir göreve sahiptir: vücudun kalsiyum dengesini sağlamak. Bu bezlerden biri veya birkaçı, genellikle iyi huylu bir tümör (adenom) nedeniyle kontrolden çıkıp aşırı miktarda paratiroid hormon (PTH) üretmeye başladığında, primer hiperparatiroidi dediğimiz durum ortaya çıkar.

Aşırı PTH, kemiklerdeki kalsiyumu kana çeker ve kan kalsiyum seviyesini tehlikeli düzeylere çıkarır. Bu durum bir evin temelindeki tuğlaların yavaş yavaş sökülüp alınması gibidir. Zamanla kemikler zayıflar ve kolayca kırılabilir (osteoporoz). Fazla kalsiyum böbreklerden atılmaya çalışılırken böbrek taşları oluşur. Ayrıca yorgunluk, unutkanlık, kas ağrıları ve mide rahatsızlıkları gibi hayat kalitesini düşüren birçok şikayete de yol açabilir. Primer hiperparatiroidinin ilaçla bir tedavisi yoktur. Tek kalıcı ve kesin çözüm, aşırı hormon üreten o sorunlu bezi veya bezleri cerrahi olarak çıkarmaktır.

Paratiroid Ameliyatı Öncesi En Önemli Hazırlık Nedir?

Paratiroid cerrahisinin başarısı, tek bir şeye bağlıdır: Ameliyattan önce sorunlu bezin “adresini” doğru bir şekilde tespit etmek. Geçmişte cerrahlar, dört bezin hepsini bulmak için boynun her iki tarafını da açmak zorunda kalırlardı. Bu adeta karanlık bir odada dört küçük düğmeyi bulmaya çalışmak gibiydi. Ancak günümüzde modern görüntüleme yöntemleri sayesinde artık bu zorunluluğumuz kalmadı.

Tanı, kanda hem kalsiyumun hem de PTH’nin aynı anda yüksek olmasıyla konulur. Tanı kesinleştikten sonra, adres tespiti için iki temel yöntem kullanırız.

  • Boyun Ultrasonografisi
  • Sestamibi Sintigrafisi (Radyoaktif bir madde ile yapılan nükleer tıp taraması)

Bu iki test, adeta bir GPS gibi çalışarak bize sorunlu bezin yerini gösterir. Eğer her iki test de aynı noktayı işaret ediyorsa, cerrahın işi çok kolaylaşır. Artık tüm boynu açmak yerine, sadece o hedefe yönelik küçük bir kesi ile minimal invaziv paratiroidektomi (MIP) adı verilen odaklanmış bir ameliyat yapılabilir. Bu hastanın çok daha hızlı iyileşmesi, daha az ağrı çekmesi ve boynunda çok daha küçük bir iz kalması anlamına gelir.

Böbrek Üstü Bezi (Adrenal) Ameliyatı İçin Başlıca Sebepler Nelerdir?

Her iki böbreğimizin üzerinde birer şapka gibi duran adrenal bezler, vücudun stresle başa çıkma, kan basıncını düzenleme ve su-tuz dengesini sağlama gibi kritik görevleri olan hormonlar üretir. Bu küçük ama güçlü organların ameliyat gerektirmesinin iki ana nedeni vardır. Birincisi hormonları aşırı üretmeleri, ikincisi ise kanser şüphesi taşımalarıdır.

Hormon üreten (fonksiyonel) tümörler şunlardır:

  • Conn Sendromu: Tansiyonu yükselten aldosteron hormonunu aşırı üretir.
  • Cushing Sendromu: Vücutta şeker hastalığına, obeziteye ve kemik erimesine yol açan kortizol hormonunu aşırı salgılar.
  • Feokromositoma: Ani ve tehlikeli tansiyon ataklarına, çarpıntıya ve terlemeye neden olan adrenalin hormonlarını üretir.
  • Kanser şüphesi doğuran durumlar ise şöyledir.
  • 4-6 cm’den daha büyük olan kitleler
  • Görüntüleme özellikleriyle kanserden şüphelenilen tümörler (Adrenokortikal Karsinom)
  • Akciğer veya böbrek gibi başka bir organ kanserinin adrenal beze yayılması (metastaz)

Tesadüfen Bulunan Bir Böbrek Üstü Bezi Kitlesine Nasıl Yaklaşılır?

Günümüzde karın bölgesine yönelik yapılan tomografi veya MR gibi görüntülemelerin artmasıyla, “adrenal insidentaloma” yani tesadüfen saptanan adrenal kitleleriyle çok sık karşılaşıyoruz. Bu durumda akla gelen ilk iki soru şudur: Bu kitle hormon üretiyor mu? ve Bu kitlenin kanser olma riski var mı?

Bu soruların cevabını bulmak için kapsamlı bir araştırma yaparız. İlk olarak yukarıda bahsettiğimiz tüm hormonların (kortizol, aldosteron, adrenalin) kan ve idrar testleriyle seviyelerine bakılır. Bu adım hayati önem taşır. Özellikle feokromositoma, herhangi bir girişimden önce mutlaka ekarte edilmelidir. Çünkü bu tümörden habersizce bir iğne biyopsisi yapmak, hastanın hayatını tehlikeye atacak bir tansiyon krizini tetikleyebilir.

İkinci olarak kitlenin radyolojik özelliklerini inceleriz. İlaçsız çekilen bir bilgisayarlı tomografi, bize çok değerli bir ipucu verir. Eğer kitlenin yoğunluğu düşükse (10 Hounsfield Ünitesi’nin altında ise), bu onun büyük ihtimalle iyi huylu, yağ içeriği zengin bir adenom olduğunu gösterir. Eğer yoğunluğu yüksekse veya boyutu 4 cm’yi aşıyorsa, kanser riskini daha detaylı değerlendirmek için ek testler ve genellikle cerrahi önerilir.

Bizimle İletişime geçin.
Formu doldurarak online randevu talebinde bulunabilirsiniz. Ekibimiz sizinle en kısa sürede iletişime geçecektir.


    nineteen − 16 =


    Böbrek Üstü Bezi Ameliyatlarında Hangi Yöntemler Tercih Edilir?

    Adrenal bez ameliyatlarında seçilecek yöntem tamamen tümörün boyutu ve karakterine bağlıdır.

    • Açık Adrenalektomi: Eğer tümör çok büyükse (örneğin 10-12 cm’den büyük) veya kötü huylu olduğu düşünülüyorsa, açık ameliyat tek seçenektir. Çünkü kanserli bir tümörün, kapsülü yırtılmadan, etrafındaki dokularla birlikte bir bütün olarak çıkarılması gerekir. Bu da ancak geniş bir görüş alanı sağlayan açık cerrahi ile mümkündür.
    • Laparoskopik (Kapalı) Adrenalektomi: İyi huylu ve daha küçük boyutlu tümörler için “altın standart” yöntemdir. Karın duvarına açılan birkaç küçük delikten girilerek, kamera yardımıyla yapılan bu ameliyat, hastaya muazzam bir konfor sunar. Ameliyat sonrası ağrı çok daha az, hastanede kalış süresi 1-2 gün ve normal hayata dönüş çok daha hızlıdır. Bu kapalı ameliyat, karından (transabdominal) veya sırttan (posterior retroperitoneoskopik) yapılabilir. Özellikle sırttan yapılan yaklaşım karın içine hiç girmemesi nedeniyle daha önce karın ameliyatı geçirmiş veya obez hastalar için büyük avantajlar sağlayan, daha ileri bir tekniktir.

    Pankreasın Nöroendokrin Tümörleri İçin Cerrahi Ne Zaman Düşünülür?

    Pankreasın nöroendokrin tümörleri (pNET’ler), pankreasın hormon üreten adacık hücrelerinden kaynaklanan nadir tümörlerdir. Bunların bazıları aşırı hormon üreterek (örneğin kan şekerini düşüren insülinoma gibi) belirti verirken, birçoğu sessizce büyür ve tesadüfen saptanır.

    Ameliyat kararı, tümörün hormon üretip üretmediğine ve boyutuna göre verilir. Eğer tümör hormon üretiyorsa, boyutu ne olursa olsun cerrahi ile çıkarılması gerekir. Hormon üretmeyen (non-fonksiyonel) tümörlerde ise boyut kritik rol oynar. 2 cm’den büyük olanların kanserleşme potansiyeli nedeniyle çıkarılması önerilirken, 1 cm’den küçük olanlar genellikle sadece takip edilir. 1-2 cm arasındaki tümörler ise gri alandadır ve ameliyat kararı, tümörün konumu, hastanın yaşı ve genel durumu gibi birçok faktör göz önünde bulundurularak, hasta ile birlikte verilir. Bu tümörlerin cerrahisi, pankreasın konumuna göre bazen sadece tümörün çıkarılmasını (enükleasyon), bazen pankreasın kuyruk kısmının alınmasını (distal pankreatektomi), bazen de “Whipple” gibi çok büyük ve karmaşık ameliyatları gerektirebilir.

    Endokrin Cerrahisi Sonrası Hastaları Neler Bekler?

    Her ameliyatın kendine özgü bir iyileşme süreci vardır. Endokrin cerrahisi sonrası dönemde de dikkat edilmesi gereken bazı özel durumlar bulunur. Özellikle total tiroidektomi veya paratiroid ameliyatları sonrası, vücudun kalsiyum dengesi geçici olarak bozulabilir. Bu duruma “hipokalsemi” diyoruz.

    Ameliyat Sonrası Kalsiyum Düşüklüğü (Hipokalsemi) Belirtileri Nelerdir?

    Ameliyat sonrası dönemde hastalarımızı bu belirtiler konusunda mutlaka bilgilendiririz, çünkü erken fark edilmesi önemlidir. En sık görülen hipokalsemi belirtileri şunlardır:

    • Dudak çevresinde ve ağız etrafında uyuşma
    • El ve ayak parmak uçlarında karıncalanma
    • Kaslarda kramp ve ağrılar
    • Daha ciddi durumlarda kasılmalar

    Bu belirtiler genellikle ameliyat sonrası verilen kalsiyum ve D vitamini takviyeleri ile kolayca kontrol altına alınır ve çoğu zaman geçicidir.

    Ameliyat Sonrası Evde Yara Bakımı ve Günlük Yaşam Nasıl Olmalıdır?

    İyileşme sürecinin başarılı bir şekilde tamamlanması için hastalarımızın evde de bazı kurallara dikkat etmesi gerekir. Ameliyat sonrası genel önerilerimiz genellikle şunları içerir:

    • Ameliyat bölgesini ilk birkaç gün sudan korumak ve sonrasında kuru tutmak
    • Boyun kesisi izini, kalıcı lekelenmeyi önlemek için en az 6 ay boyunca yüksek faktörlü güneş kremi ile güneşten korumak
    • İlk birkaç hafta ağır kaldırmaktan ve yorucu egzersizlerden kaçınmak
    • Total tiroidektomi sonrası verilen tiroid hormon ilacını her gün düzenli olarak sabah aç karnına içmek
    • Doktorunuzun belirlediği kontrol randevularını kesinlikle aksatmamak
    Genel Cerrahi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Tavsiyeleri

    Genel cerrahi ameliyatı sonrası doktor tavsiyelerine uyulması, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır. İlk [...]

    Türkiye Neden Genel Cerrahi Doktorları ve Hastaneleri İçin Tercih Ediliyor?

    Türkiye, genel cerrahi alanında uzman hekim kadrosu ve yüksek teknolojili hastaneleri ile bölgenin sağlık hizmetlerinde [...]

    Ankara Meme Kanseri Ameliyatı Fiyatları

    Meme kanseri ameliyatı, tümörün evresi, konumu ve hastanın genel durumu doğrultusunda kişiye özel planlanan cerrahi [...]

    Memede Kitle Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Meme cerrahisi sonrası iyileşme süresi, uygulanan tekniğin kapsamına göre ortalama 10 gün ile 3 hafta [...]

    Mide Kanseri Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci

    Mide kanseri ameliyatı olanların yorumları, operasyon sonrası yaşamsal değişiklikler ve iyileşme süreci hakkında önemli bilgiler [...]

    Genel Cerrahi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?

    Genel cerrahi, sindirim sistemi, karaciğer, safra yolları, pankreas, tiroit ve yumuşak doku hastalıklarının cerrahi tedavisini [...]

    Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır? Ne Zaman Yapılmalı?

    Kendi kendine meme muayenesi, kadınların memelerinde oluşabilecek değişiklikleri erken fark etmelerini sağlayan basit ve etkili [...]

    Üçlü Negatif Meme Kanseri Nedir? Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

    Üçlü negatif meme kanseri, östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerini taşımayan agresif bir meme kanseri türüdür. [...]