Ankara’da meme koruyucu cerrahi, meme kanseri tedavisinde tümörlü dokunun çıkarılırken memenin büyük kısmının korunmasını sağlayan modern bir cerrahi yaklaşımdır. Bu yöntem, uygun hasta grubunda hem onkolojik güvenliği korur hem de estetik bütünlüğün devamını sağlayarak hastaların fiziksel ve psikososyal iyilik haline katkıda bulunur.
Ankara’da meme koruyucu cerrahi uygulamaları, erken evre meme kanseri tanısı alan hastalarda sıklıkla tercih edilen tedavi seçeneklerinden biridir. Cerrahi işlem sırasında tümör ve çevresindeki güvenli cerrahi sınır çıkarılır, ardından çoğu hastada radyoterapi uygulanarak hastalığın lokal kontrolü güçlendirilir.
Meme kanserinde organ koruyucu cerrahi yöntemleri, multidisipliner yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturur. Genel cerrahi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi ve radyoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yaptığı süreçte hastanın tümör boyutu, yerleşimi ve biyolojik özellikleri dikkate alınarak tedavi planı belirlenir.
Erken evre meme kanserinde meme koruyucu ameliyat, yaşam kalitesini korumayı hedefleyen bilimsel olarak kabul edilmiş bir tedavi yaklaşımıdır. Ankara’daki gelişmiş sağlık merkezlerinde uygulanan bu yöntem, modern cerrahi teknikler ve görüntüleme yöntemleri sayesinde güvenli ve etkili sonuçlar sağlayabilmektedir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Ameliyatın Tanımı | Meme koruyucu cerrahi, meme kanseri tedavisinde tümörlü dokunun ve etrafındaki bir miktar sağlam dokunun çıkarıldığı, ancak memenin genel yapısının korunduğu cerrahi yöntemdir. |
| Ameliyat Türleri | Lümphektomi (kitle çıkarımı), segmental mastektomi, parsiyel mastektomi, onkoplastik cerrahi (estetikle kombine edilmiş koruyucu cerrahi). |
| Uygulama Sebepleri | Erken evre meme kanseri (evre 0, I, II), tek odaklı ve memenin küçük bir bölgesine sınırlı tümör varlığı, hastanın estetik ve medikal uygunluğu. |
| Ameliyat Süresi | Genellikle 1–2 saat sürer; lenf nodu biyopsisi eklenirse süre uzayabilir. |
| Anestezi Türü | Genel anestezi altında yapılır. |
| Hastanede Kalış Süresi | Çoğu hasta aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir. |
| İyileşme Süreci | 1–2 hafta içinde tam iyileşme sağlanabilir; onkoplastik cerrahilerde süreç biraz daha uzun olabilir. |
| Yaygın Riskler | Kanama, enfeksiyon, hematom, yara yerinde sertlik, geçici meme asimetrisi. |
| Kalıcı Riskler | Estetik bozulma, memede şekil değişikliği, çok nadiren lokal nüks. |
| Radyoterapi Gerekliliği | Meme koruyucu cerrahiden sonra mutlaka radyoterapi uygulanır; lokal nüks riskini azaltmak için standart uygulamadır. |
| Onkoplastik Cerrahi Nedir? | Tümör çıkarımı ile eş zamanlı olarak estetik cerrahi tekniklerin uygulanması; memenin şeklinin korunmasına yardımcı olur. |
| Lenf Nodu Değerlendirmesi | Sentinel lenf nodu biyopsisi sıklıkla yapılır; pozitifse aksiller diseksiyon gerekebilir. |
| Estetik Avantajlar | Meme tamamen alınmadığı için vücut imajı korunur; simetri ve doğal görünüm sağlanabilir. |
| Ameliyatın Alternatifleri | Mastektomi (tüm memenin alınması); bazı hastalar radyoterapi almak istemezse bu seçenek değerlendirilebilir. |
| Ameliyat Öncesi Hazırlık | Mamografi, meme MR, biyopsi, PET/BT, tümör evrelemesi, anestezi değerlendirmesi. |
| Ameliyat Sonrası Takip | Patoloji sonucu, sınırların temizliği (negatif cerrahi sınır), lenf nodu durumu değerlendirilir. |
| Beslenme Düzeni | Spesifik bir kısıtlama yoktur; dengeli ve sağlıklı beslenme önerilir. |
| Günlük Hayata Dönüş | Basit vakalarda 1 hafta içinde normal yaşama dönülebilir. |
| Uzun Dönem İzlem | Düzenli klinik muayene, mamografi, MR ve gerektiğinde diğer görüntüleme yöntemleri ile nüks takibi yapılır. |
Eğitim;
Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012
Uzmanlık Sonrası Süreç;
2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü
Meme Koruyucu Cerrahi Nedir?

Meme koruyucu cerrahi, meme kanserinin tedavisinde tüm memenin alınması yerine yalnızca tümörün ve çevresindeki sağlıklı dokunun çıkarıldığı cerrahi yöntemdir. Bu yaklaşım, onkolojik güvenliği korurken memenin estetik bütünlüğünü mümkün olduğunca sağlamayı hedefler. Genellikle erken evre meme kanserlerinde uygulanır ve çoğunlukla cerrahi sonrası radyoterapi ile desteklenir.
Meme Kanseri Ameliyatları Tarih Boyunca Nasıl Bir Değişim Geçirdi?
Yıllar önce meme kanseri teşhisi konulduğunda, standart tedavi seçeneği neredeyse tek ve çok büyüktü: radikal mastektomi. Bu ameliyatta memenin tamamı, göğüs duvarındaki kaslar ve koltuk altındaki lenf bezlerinin tümü çıkarılıyordu. O dönemdeki inanış, kanserin yayılan bir leke gibi olduğu ve ne kadar çok doku çıkarılırsa o kadar güvenli olacağı yönündeydi. Bu ameliyatlar şüphesiz hayat kurtarıyordu ama bedeli de bir o kadar ağır oluyordu. Hastalar, ömür boyu süren kol şişlikleri (lenfödem), omuz hareketlerinde kısıtlılık ve ciddi fiziksel deformasyonlarla yaşamak zorunda kalıyordu.
Ancak tıp bilimi ilerledikçe kanserin doğasını daha iyi anlamaya başladık. Fark ettik ki meme kanseri sadece bulunduğu yerden komşuluk yoluyla yayılmıyor, aynı zamanda tanı anında bile kan dolaşımıyla vücudun uzak noktalarına mikroskobik düzeyde ulaşabiliyordu. Bu bilgi, her şeyi değiştiren bir “aha!” anıydı. Sadece memede çok büyük bir ameliyat yapmanın, bu mikroskobik yayılımı engellemediği ve dolayısıyla tek başına hayatta kalma oranlarını her zaman artırmadığı anlaşıldı.
Bu yeni anlayış, cerrahide bir devrimin kapılarını araladı. 1970’li ve 80’li yıllarda yapılan çığır açıcı bilimsel araştırmalar, erken evre meme kanserinde çok önemli bir gerçeği kanıtladı: Sadece kanserli bölgenin çıkarıldığı (lumpektomi) ve ardından radyoterapi uygulandığı hastalar ile memesinin tamamının alındığı (mastektomi) hastalar arasında hayatta kalma açısından hiçbir fark yoktu. Bu bulgular, meme koruyucu cerrahinin, kanseri tedavi etme açısından mastektomi kadar güvenli olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Bu sadece bir teknikten diğerine geçiş değil tedavi felsefesinde köklü bir değişimdi. Artık amaç sadece hayatta kalmak değil aynı zamanda iyi bir yaşam kalitesiyle hayatta kalmaktı.
Günümüzdeki Meme Kanseri Ameliyatlarının Temel Hedefleri Nelerdir?
Modern meme kanseri cerrahisi, başarılı bir sonuç için aynı anda ulaşılması gereken üç temel hedef üzerine kuruludur. Bu hedefler bir sacayağı gibidir; biri eksik kalırsa tedavi başarılı sayılmaz. Günümüzdeki temel hedefler şunlardır:
Hastalığı Tamamen Yok Etmek: Bu her kanser ameliyatının bir numaralı ve asla taviz verilemeyecek önceliğidir. Kanserli doku, etrafında “temiz” veya “negatif” dediğimiz bir miktar sağlıklı doku ile birlikte bir bütün olarak çıkarılır. Bu kanserin aynı yerde yeniden ortaya çıkma riskini en aza indirmenin temel şartıdır.
Tedavinin Yan Etkilerini En Aza İndirmek: Amaç tedavinin kendisinin hastaya vereceği zararı minimumda tutmaktır. Geçmişteki ameliyatların yol açtığı kol şişliği, kronik ağrı ve hareket kaybı gibi sorunlardan kaçınmak esastır. Bunun en güzel örneği, artık koltuk altındaki tüm lenf bezleri yerine sadece birkaç “bekçi” lenf nodunun çıkarılmasıdır.
İyi Bir Kozmetik Sonuç Elde Etmek: Bu hedef, memenin ameliyat sonrası görünümünün hastanın beden imajı, özgüveni ve psikolojisi üzerindeki derin etkisini kabul eder. Amaç ameliyat sonrasında hastanın doğal, simetrik ve estetik olarak memnun kalacağı bir meme formuna sahip olmasını sağlamaktır. Bu hedef, onkoplastik cerrahi gibi ileri tekniklerin doğmasını sağlamıştır.
Kimler Meme Koruyucu Cerrahi İçin Uygun Bir Adaydır?
Meme koruyucu cerrahi kararı, dikkatli bir değerlendirme ve hasta ile ortaklaşa verilen bir karardır. Her hasta için en doğru tedaviyi belirlemek, bu sürecin en önemli adımıdır. Uygun hasta seçimi, hem kanser güvenliği hem de hasta memnuniyeti açısından tedavinin temelini oluşturur.
Genel olarak erken evre (Evre I veya II) meme kanseri olan ve tümörün, memede ciddi bir şekil bozukluğu yaratmadan temiz cerrahi sınırlar ile çıkarılabileceği öngörülen hastalar bu ameliyat için ideal adaylardır. Tümörün boyutu ile memenin kendi boyutu arasındaki oran burada kritik bir rol oynar. Elbette hastanın memelerini koruma konusundaki isteği, bu karardaki en belirleyici faktörlerden biridir.
Meme Koruyucu Cerrahinin Yapılamayacağı Durumlar Var Mıdır?
Evet, bazı durumlarda meme koruyucu cerrahi onkolojik olarak güvenli veya uygun bir seçenek olmayabilir. Bu durumlar hastanın sağlığını riske atmamak için mastektomiyi (memenin tamamının alınması) gerektirir. Bu engelleyici durumları kesin ve göreceli olarak ikiye ayırabiliriz.
Bu ameliyatın kesinlikle yapılamayacağı durumlar aşağıda listelenmiştir.
- İnflamatuar (iltihabi) meme kanseri
- Memenin farklı bölgelerine yayılmış birden fazla tümör odağı
- Ameliyata rağmen temiz bir cerrahi sınıra ulaşılamaması
- Gebelik gibi radyoterapiye mutlak engel teşkil eden durumlar
- Daha önce aynı göğüs bölgesine yüksek dozda radyoterapi alınmış olması
- Mamografide memenin geneline yayılmış şüpheli mikrokireçlenmeler
Tedavi kararının hastanın özel durumuna göre değerlendirildiği göreceli engel durumları ise şunlardır:
- Tümörün meme boyutuna göre çok büyük olması
- Skleroderma gibi bazı aktif bağ dokusu hastalıkları
- Li-Fraumeni sendromu gibi bazı nadir genetik yatkınlıklar
Özellikle büyük tümör/küçük meme oranı, artık eskisi kadar katı bir engel değildir. Ameliyat öncesi uygulanan kemoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle (neoadjuvan tedavi) tümörler küçültülebilir ve bu sayede eskiden mastektomi gereken birçok hasta, meme koruyucu cerrahi için uygun hale gelebilir.
Genetik Yatkınlıklar Meme Koruyucu Cerrahiye Engel Teşkil Eder mi?
Bu konu, hastaların en çok merak ettiği ve endişe duyduğu noktalardan biridir. Bu sorunun cevabı çok nettir: Hayır, engel teşkil etmez. BRCA1 veya BRCA2 gibi meme kanserine genetik bir yatkınlığınızın olması, mevcut kanserinizin tedavisi için meme koruyucu cerrahi olmanıza bir engel değildir.
Yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, genetik mutasyon taşıyan ve meme koruyucu tedavi (ameliyat + radyoterapi) gören hastaların, aynı memede kanserin tekrarlama riskinin, genetik yatkınlığı olmayan hastalardan anlamlı derecede daha yüksek olmadığını göstermiştir.
Burada anlaşılması gereken önemli bir ayrım vardır. Meme koruyucu cerrahi, sizin şu anki kanserinizi tedavi etmeye yönelik bir işlemdir. Genetik mutasyon ise sizin hayatınız boyunca her iki memenizde de yeni bir kanser geliştirme riskinizin yüksek olduğu anlamına gelir. Bu nedenle mevcut kanseriniz meme koruyucu cerrahi ile güvenle tedavi edildikten sonra, doktorunuzla gelecekteki risklerinizi azaltmaya yönelik seçenekleri (örneğin diğer memenin koruyucu amaçlı alınması gibi) ayrı bir konu olarak konuşmanız gerekir. Kısacası genetik yatkınlığınız, mevcut kanserinizin en modern ve estetik yöntemlerle tedavi edilmesinin önünde bir engel değildir.
Elle Hissedilemeyen Kanserler Ameliyatta Nasıl Bulunur?
Günümüzde tarama mamografilerinin yaygınlaşması sayesinde meme kanserlerinin önemli bir kısmı, daha elle hissedilecek bir kitle oluşturmadan, çok erken evrede yakalanmaktadır. Bu harika bir gelişme olsa da cerrah için yeni bir zorluk ortaya çıkarır: Ameliyat sırasında gözle görülmeyen, elle hissedilmeyen bir hedefi nasıl bulup çıkaracaksınız? İşte bu noktada ameliyat öncesi işaretleme (lokalizasyon) yöntemleri devreye girer.
Yıllarca kullanılan standart yöntem tel ile işaretleme idi. Ameliyat sabahı radyolog, kanserli dokunun içine ince bir tel yerleştirir ve cerrah ameliyatta bu teli takip ederek hedefi bulurdu. Ancak bu yöntem hastanın memesinden sarkan bir tel ile saatlerce beklemesi, telin yerinden oynama riski ve cerrahın kesi yerini kısıtlaması gibi birçok dezavantaja sahipti.
Neyse ki teknoloji bu soruna da çözüm buldu. Artık standart haline gelen telsiz işaretleme yöntemleri ile bu süreç çok daha konforlu ve güvenli. Bu modern yöntemlerde, ameliyattan günler önce, kanserli dokunun içine pirinç tanesinden daha küçük bir “işaretleyici” yerleştirilir. Ameliyat sırasında cerrah, özel bir el dedektörü ile bu işaretleyicinin sinyalini algılayarak hedefin yerini milimetrik olarak saptar. Telsiz işaretleme yöntemlerinin birçok avantajı vardır:
- Hasta konforu ve memnuniyeti
- Lojistik kolaylık (ameliyat günü stresi azalır)
- Telin yerinden oynama riskinin olmaması
- Cerrah için kesi yeri özgürlüğü
- Daha iyi kozmetik sonuçlar
Bu modern teknolojiler arasında radyoaktif tohumlar, radar reflektörleri ve manyetik tohumlar gibi farklı seçenekler bulunur. Hepsinin ortak amacı, cerraha görünmez bir hedefi bulması için güvenilir bir yol haritası sunmaktır.
Onkoplastik Cerrahi Nedir ve Neden Önemlidir?
Onkoplastik cerrahi, meme koruyucu cerrahinin geldiği en üst noktadır. Bu yaklaşım kanser cerrahisinin (onkoloji) katı kuralları ile plastik cerrahinin estetik prensiplerini aynı ameliyatta birleştirir. Amaç sadece kanseri temizlemek değil aynı zamanda geride estetik olarak tatmin edici, doğal ve simetrik bir meme bırakmaktır.
Onkoplastik cerrahiyi sadece bir “kozmetik dokunuş” olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Aslında bu yöntem doğru hasta grubunda standart ameliyatlardan daha güvenli bir kanser ameliyatıdır. Neden mi? Çünkü onkoplastik cerrahide zaten memeyi yeniden şekillendirmek planlandığı için, cerrah tümörün etrafında çok daha geniş ve rahat bir şekilde sağlam doku çıkarabilir. Bu durum tümörün kesi hattında kalma riskini, yani “cerrahi sınır pozitifliği” ihtimalini ciddi şekilde azaltır. Bu da hastanın ikinci bir ameliyat olma olasılığını düşürür.
Onkoplastik cerrahi, memenin büyüklüğüne ve çıkarılacak dokunun miktarına göre farklı teknikler içerir. Bu teknikler temel olarak ikiye ayrılır.
- Hacim Kaydırma Teknikleri: Orta ve büyük memelerde kullanılır. Tümör çıkarıldıktan sonra oluşan boşluk, memenin kendi kalan dokusu kaydırılarak ve yeniden şekillendirilerek kapatılır. Bu işlem sıklıkla bir meme küçültme veya dikleştirme ameliyatı ile birleştirilir. Genellikle simetriyi sağlamak için aynı anda diğer memeye de estetik bir müdahale yapılır.
- Hacim Yerine Koyma Teknikleri: Küçük memelerde veya çok büyük bir doku çıkarılması gereken durumlarda tercih edilir. Oluşan boşluğu doldurmak için vücudun başka bir bölgesinden (genellikle sırt veya göğüs duvarından) hazırlanan dokular (flepler) kullanılır.
Ameliyatta “Cerrahi Sınır Temizliği” Ne Anlama Geliyor?
Cerrahi sınır, çıkarılan kanserli dokuyu çevreleyen en dış kenardır. Ameliyattan sonra bu doku patoloji laboratuvarına gönderilir ve kenarları özel bir mürekkeple boyanır. Patolog, mikroskop altında bu boyalı kenarlarda kanser hücresi olup olmadığına bakar.
Eğer boyalı kenarda hiç kanser hücresi yoksa, buna “negatif” veya “temiz” cerrahi sınır denir. Bu tümörün büyük olasılıkla tamamen çıkarıldığı anlamına gelir ve tedavinin başarıyla tamamlandığının en önemli göstergesidir.
Eğer boyalı kenarda kanser hücresi varsa, buna “pozitif” cerrahi sınır denir. Bu durum memede kanserli doku kalmış olabileceği anlamına gelir ve genellikle aynı bölgenin tekrar ameliyat edilmesini gerektirir.
Günümüzde, kanserin tipine göre kabul edilen temiz sınır standartları bellidir. İnvaziv (yayılmacı) kanserlerde temel kural “tümörün boyaya değmemesidir.” Sadece süt kanalı içinde sınırlı olan (in situ) kanserlerde ise, hastalığın yayılım özelliği nedeniyle daha güvenli olması için en az 2 mm’lik temiz bir sınır hedeflenir. Bu net kurallar, hastaları gereksiz ikinci ameliyatlardan korumaktadır.
Koltuk Altı Lenf Bezlerine Nasıl Bir İşlem Yapılır?
Tıpkı memedeki ameliyatın küçülmesi gibi, koltuk altı lenf bezlerine yapılan müdahale de son 20 yılda muazzam bir değişim geçirdi. Eskiden, kanserin yayılıp yayılmadığını anlamak için koltuk altındaki lenf bezlerinin neredeyse tamamı çıkarılırdı. Bu işlem hastalarda ömür boyu sürebilen ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan kol şişliğine (lenfödem) yol açabiliyordu.
Artık standart yaklaşım Sentinel (Bekçi) Lenf Nodu Biyopsisidir. Vücudumuzun lenf sistemi, bir nehir ağı gibidir. Memedeki bir kanser yayılacak olursa, lenf sıvısıyla birlikte önce bu ağın ilk durağı olan bir veya birkaç “bekçi” lenf noduna uğrar. Bu bekçi nodları, koltuk altının adeta “nöbetçi karakollarıdır”. Ameliyat sırasında özel boyalar veya radyoaktif maddeler kullanılarak bu bekçi nodlar bulunur ve sadece onlar çıkarılır.
Eğer patolojik incelemede bu bekçi nodlar temiz çıkarsa, kanserin diğer lenf bezlerine yayılma ihtimali %1’den azdır ve başka bir işlem yapmaya gerek kalmaz. Böylece hasta, büyük bir koltuk altı ameliyatının getireceği risklerden tamamen korunmuş olur.
Dahası, yapılan büyük bir bilimsel çalışma (ACOSOG Z0011), meme koruyucu cerrahi olacak hastalarda, 1 veya 2 bekçi lenf nodunda küçük metastaz saptansa bile, geri kalan lenf bezlerini çıkarmanın gerekli olmadığını kanıtladı. Çünkü memeye uygulanan radyoterapi, koltuk altındaki olası mikroskobik hastalıkları da temizlemektedir. Bu binlerce hastayı gereksiz bir ameliyattan kurtaran, çığır açıcı bir gelişmedir.
Ameliyat Sonrası Radyoterapi Her Zaman Gerekli Midir?
Evet, çok nadir istisnalar dışında radyoterapi (ışın tedavisi), meme koruyucu tedavinin ayrılmaz ve zorunlu bir parçasıdır. Ameliyat ve radyoterapiyi bir takım olarak düşünebilirsiniz; biri olmadan diğeri eksik kalır. Ameliyatla, gözle görülen ve elle hissedilen tümör temizlenir. Radyoterapinin görevi ise geride kalmış olabilecek, görüntüleme yöntemleriyle saptanamayan tek tük, mikroskobik kanser hücrelerini yok etmektir. Bu ikili kombinasyon, kanserin aynı memede tekrarlama riskini en aza indirir.
Tıpkı cerrahide olduğu gibi, radyoterapide de artık daha kısa süren ve hasta dostu modern yöntemler standart hale gelmiştir. Günümüzde kullanılan bazı modern radyoterapi seçenekleri şunlardır:
- Hipofraksiyone Radyoterapi: Eskiden 5-6 hafta süren tedavinin, aynı etkinlik ve güvenlikle 3-4 haftada tamamlanmasıdır.
- Akselere Parsiyel Meme Işınlaması (APBI): Sadece tümörün çıkarıldığı bölgeye yönelik, 1-2 hafta süren kısa süreli bir tedavidir.
- İntraoperatif Radyoterapi (IORT): Tüm radyoterapi dozunun, ameliyat sırasında tek bir seansta uygulanmasıdır.
Doktorunuz, sizin ve hastalığınızın özelliklerine en uygun radyoterapi seçeneğini size önerecektir.
Güncel Meme Koruyucu Cerrahi Nedir? Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanır? Fiyatları 2026
Meme Koruyucu Cerrahi Nedir? Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanır? fiyatları ameliyatın yapılacağı hastaneye, hastanın durumuna göre değişmektedir.
Ankara'da Meme Koruyucu Cerrahi Nedir? Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanır? Yapan Doktorlar & Hastaneler
Meme Koruyucu Cerrahi Nedir? Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanır? Ankara'da genel cerrahi doktorları tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde veya devlet hastanelerinde yapılır.
Meme Koruyucu Cerrahi Nedir? Nasıl Yapılır ve Kimlere Uygulanır? Olanların Yorumları
Prof.Dr. Ebru Soy'un yorumları için Google Haritalar'ı ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Meme koruyucu cerrahi, erken evre meme kanseri olan ve tümör boyutu memeye oranla küçük hastalar için uygundur. Ayrıca tümör tek odaklı olmalı ve radyoterapiye engel bir durum bulunmamalıdır.
Bu cerrahide tümör, etrafındaki sağlıklı doku ile birlikte tamamen çıkarılır. Ameliyat sonrası patoloji incelemesiyle temiz cerrahi sınırlar teyit edilir, gerekirse ek cerrahi planlanabilir.
Evet, genellikle radyoterapi uygulanır. Amaç, mikroskobik kanser hücrelerini yok ederek tekrar etme riskini azaltmaktır. Radyoterapi, cerrahiden birkaç hafta sonra başlatılır.
Bu yöntem, memenin doğal şeklini korumayı hedefler. Tümör çıkarılan bölge dikkatli onarıldığında, çoğu hastada belirgin asimetri oluşmaz. Gerektiğinde onkoplastik teknikler uygulanabilir.
İyileşme genellikle 1-2 hafta içinde tamamlanır. Hastalar kısa sürede normal aktivitelerine dönebilir. Ancak radyoterapi sürecinde ciltte hafif kızarıklık ve yorgunluk görülebilir.
Evet, az da olsa tekrarlama riski bulunur. Ancak doğru hasta seçimi, cerrahi sınırların temizliği ve radyoterapi ile bu risk oldukça düşüktür. Düzenli takip çok önemlidir.
Mastektomi tüm memenin alınmasıdır, meme koruyucu cerrahide ise yalnızca tümör çıkarılır. Böylece hasta hem kanserden kurtulur hem de memesinin büyük kısmını korur.
Eğer süt kanalları ve meme başı korunmuşsa, ileride emzirmek çoğu zaman mümkündür. Ancak tümörün konumu ve cerrahi tekniğe göre bu durum kişiden kişiye değişebilir.
Ameliyat sonrası birkaç gün süren hafif ağrı normaldir ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir. Kalıcı his kaybı nadirdir, çoğu hastada duyu zamanla geri döner.
İlk yıl her 3-6 ayda bir kontrol önerilir. Daha sonra yılda bir kez mamografi ve klinik muayene yapılır. Düzenli takip, olası nükslerin erken saptanmasında hayati önem taşır.
Meme koruyucu cerrahi; lumpektomi, geniş lokal eksizyon ve onkoplastik cerrahi yöntemlerini kapsar. Tümörün çıkarılırken meme şeklini korumaya yönelik teknikler kullanılır ve çoğu hastada radyoterapi ile tamamlanır.
Meme koruyucu ameliyatı genellikle 1–2 saat sürer. Süre, tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve aynı seansta onkoplastik girişim veya lenf bezi işlemi yapılıp yapılmamasına göre değişebilir.
Aynı memede çok odaklı tümör varlığı, yaygın kalsifikasyonlar, radyoterapi alınamaması ve cerrahi sınırların temiz sağlanamaması meme koruyucu cerrahi için başlıca kontrendikasyonlardır.
Son Yazılar
Genel Cerrahi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Tavsiyeleri
Genel cerrahi ameliyatı sonrası doktor tavsiyelerine uyulması, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır. İlk [...]
Oca
Türkiye Neden Genel Cerrahi Doktorları ve Hastaneleri İçin Tercih Ediliyor?
Türkiye, genel cerrahi alanında uzman hekim kadrosu ve yüksek teknolojili hastaneleri ile bölgenin sağlık hizmetlerinde [...]
Oca
Ankara Meme Kanseri Ameliyatı Fiyatları
Meme kanseri ameliyatı, tümörün evresi, konumu ve hastanın genel durumu doğrultusunda kişiye özel planlanan cerrahi [...]
Oca
Memede Kitle Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Meme cerrahisi sonrası iyileşme süresi, uygulanan tekniğin kapsamına göre ortalama 10 gün ile 3 hafta [...]
Ara
Mide Kanseri Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci
Mide kanseri ameliyatı olanların yorumları, operasyon sonrası yaşamsal değişiklikler ve iyileşme süreci hakkında önemli bilgiler [...]
Ara
Genel Cerrahi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Genel cerrahi, sindirim sistemi, karaciğer, safra yolları, pankreas, tiroit ve yumuşak doku hastalıklarının cerrahi tedavisini [...]
Eki
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır? Ne Zaman Yapılmalı?
Kendi kendine meme muayenesi, kadınların memelerinde oluşabilecek değişiklikleri erken fark etmelerini sağlayan basit ve etkili [...]
Oca
Üçlü Negatif Meme Kanseri Nedir? Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi
Üçlü negatif meme kanseri, östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerini taşımayan agresif bir meme kanseri türüdür. [...]
Oca

