Ankara’da fibroadenom ameliyatı, memede iyi huylu tümör olarak bilinen fibroadenomun cerrahi yöntemle çıkarılması amacıyla uygulanan güvenli ve etkili bir tedavidir. İşlem genellikle kısa süren bir operasyonla gerçekleştirilir ve hastanın meme dokusunun korunması hedeflenir. Doğru cerrahi planlama ile hem tanı kesinleştirilir hem de estetik bütünlük korunur.
Ankara’da meme fibroadenomu cerrahisi, hastanın yaşı, kitlenin büyüklüğü ve görüntüleme bulgularına göre planlanan bireyselleştirilmiş bir tedavi yaklaşımıdır. Ultrason ve mamografi ile değerlendirilen fibroadenomlar, büyüme eğilimi gösterdiğinde veya şüpheli bulgular içerdiğinde cerrahi olarak çıkarılabilir. Operasyon genellikle kısa süreli hastane yatışı gerektirir.
Ankara’da fibroadenom tedavi süreci, tanı, görüntüleme ve cerrahi planlamayı içeren multidisipliner bir değerlendirme ile yürütülür. Meme cerrahisi alanında deneyimli hekimler tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda minimal kesi teknikleri tercih edilir. Böylece hem iyileşme süresi kısalır hem de meme dokusunun doğal görünümü korunur.
Ankara’da iyi huylu meme tümörü ameliyatı, hastanın konforunu ve hızlı iyileşmesini ön planda tutan modern cerrahi yöntemlerle uygulanır. Ameliyat sonrası dönemde düzenli kontrol ve patolojik inceleme büyük önem taşır. Bu yaklaşım, olası risklerin erken değerlendirilmesini ve meme sağlığının uzun vadede korunmasını sağlar.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Fibroadenom nedir? | Fibroadenom, memede sık görülen iyi huylu bir tümördür. Genellikle yuvarlak, düzgün sınırlı, hareketli ve sert kıvamlıdır. Genç kadınlarda daha sık görülür ve çoğu zaman ağrısızdır. |
| Ameliyat ne zaman gereklidir? | Fibroadenomun hızla büyümesi, 2,5–3 cm’den büyük olması, ağrıya veya estetik kaygıya neden olması, biyopside net tanı konulamaması ya da hastanın endişesi olması durumlarında cerrahi olarak çıkarılması önerilir. |
| Uygulanan cerrahi yöntem | En sık uygulanan yöntem “eksizyonel biyopsi”dir. Bu işlemde tümör çevresindeki sınırlı doku ile birlikte çıkarılır. Gerekirse estetik açıdan minimal iz bırakacak teknikler kullanılır. |
| Alternatif tedavi yöntemleri | Küçük ve iyi huylu fibroadenomlarda tedaviye gerek yoktur; düzenli takip yeterlidir. Bazı durumlarda iğne ile dondurarak yok etme (kriyoablasyon) gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilebilir. |
| Ameliyat sonrası süreç | Genellikle kısa sürede taburcu olunur. Ağrı hafiftir ve yara iyileşmesi hızlıdır. Dikişler çoğu zaman estetik olarak gizlenir. Günlük yaşama dönüş genellikle birkaç gün içinde olur. |
| Olası komplikasyonlar | Kanama, enfeksiyon, yara izi veya memede şekil bozukluğu görülebilir. Özellikle büyük fibroadenomların çıkarılmasından sonra asimetri oluşabilir. |
| Takip süreci | Ameliyat sonrası çıkarılan doku patolojik olarak incelenir. Takipte, yeni kitle oluşumu açısından düzenli muayene ve görüntüleme önerilir. |
| Cerrahi gerektirmeyen durumlar | Küçük, sabit boyutta kalan, ağrısız ve biyopsi ile iyi huylu olduğu doğrulanan fibroadenomlar genellikle sadece izlenir; cerrahiye gerek duyulmaz. |
Eğitim;
Lise: TED Ankara Koleji – Mezuniyet: 1998
Tıp Fakültesi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi – Mezuniyet: 2005
Uzmanlık: Genel Cerrahi Uzmanlık Eğitimi – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı – 2012
Uzmanlık Sonrası Süreç;
2012–2014: Devlet yükümlülüğü – Muş Devlet Hastanesi
Ocak 2014 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi AD – Uzman doktor, ardından akademisyen olarak görev yaptı
Mart 2016 – Ekim 2017: Başkent Üniversitesi İstanbul Uygulama Hastanesi – Karaciğer Nakli Sorumlu Yardımcısı
Haziran 2020 – Kasım 2022: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi – Uluslararası Hasta Departmanı Direktörü
Fibroadenom Nedir?

Fibroadenom, genellikle genç kadınlarda görülen, memede oluşan iyi huylu (benign) bir tümördür. Yuvarlak, düzgün sınırlı, hareketli ve ağrısız bir kitle olarak hissedilir. Hormonal değişimlerle boyutu değişebilir. Kanser riski taşımaz, ancak takip edilmesi önerilir. Tanı ultrason, mamografi ve gerekirse biyopsi ile konur. Büyük ya da şüpheli durumlarda cerrahi olarak çıkarılabilir.
Bir fibroadenom bulunduğunda her zaman ameliyat gerekir mi?
Hayır, gerekmez. Bir kitleye iğne biyopsisi (kor biyopsi) yapıldığında ve patoloji sonucu “basit fibroadenom” olarak kesinleştiğinde, bu kitlenin sadece orada olması, cerrahi olarak çıkarılması için tek başına bir neden değildir.
Güncel tıbbi yaklaşım biyopsi ile tanısı doğrulanmış basit fibroadenomlarda iki temel seçenek sunar: Gözlemsel takip veya terapötik müdahale (yani kitlenin çıkarılması veya yok edilmesi). Karar; kitlenin boyutuna, büyüme hızına, hastanın yaşına, aile öyküsüne ve en önemlisi hastanın kendi tercihleri ile endişe düzeyine bakılarak ortaklaşa verilir.
“Takip” kararı verildiğinde bu fibroadenom için ne anlama gelir?
Takip kararı, kitlenin hemen alınması yerine, belirli aralıklarla izlenmesi demektir. Bu genellikle kitlenin iyi huylu olduğundan emin olunduğunda tercih edilir. Çünkü bu kitlelerin bir kısmı zamanla kendiliğinden küçülebilir (regrese olabilir) veya yıllarca aynı boyutta kalabilir.
Amerikan Radyoloji Koleji (ACR) gibi saygın kurumlar, ultrasonda “muhtemelen iyi huylu” özellikler gösteren (yani fibroadenom ile uyumlu) kitleler için, hemen biyopsi veya ameliyat yerine, kısa dönemli takibi makul bir seçenek olarak sunar. Bu takip genellikle iki yıl boyunca her altı ayda bir ultrason kontrolü şeklinde yapılır. Amaç kitlenin boyutunda veya şeklinde (morfolojisinde) bir değişiklik olup olmadığını gözlemlemektir.
Madem iyi huylu, neden bazı hastalar fibroadenom takibi yerine kitlenin alınmasını tercih eder?
Takip yöntemi tıbbi açıdan güvenli olsa da her hasta için uygun olmayabilir. Elle hissedilen (palpable) bir kitlenin memede olduğunu bilmek, bazı hastalarda önemli düzeyde kaygı (anksiyete) yaratabilir. “Ya büyürse?”, “Ya yanlış tanı konduysa?” gibi endişeler, hastanın yaşam kalitesini düşürebilir.
Ayrıca uzun yıllar süren takip süreci de kendi zorluklarını getirebilir. Yıllar sonra kitlede bir değişiklik fark edildiğinde, bu durum yeniden bir tanı karmaşasına yol açabilir ve tekrar biyopsi yapılmasını gerektirebilir.
Bu nedenlerle, özellikle genç hastalarda, ele gelen bir kitlenin basit bir cerrahi işlemle çıkarılması; tanısal kesinlik sunar, psikolojik olarak rahatlatır ve gelecekteki takip yükünü azaltır. Hastanın, tüm bu bilgiler ışığında, kitlenin çıkarılmasını talep etmesi, tıbbi bir zorunluluk olmasa bile, müdahale için geçerli bir nedendir.
Fibroadenom için ne zaman “takip” yerine “müdahale” kararı verilir?
Müdahale kararı, yani kitlenin alınması veya yok edilmesi, genellikle belirli “tetikleyicilere” bağlıdır. Meme cerrahı, her hastayı kendi özel durumuna göre değerlendirir.
Bu kararı aldıran başlıca nedenler şunlardır:
- Kitlenin boyutu
- Büyüme hızı
- Biyopsi (patoloji) sonucu
- Hastanın tercihleri ve şikayetleri
Fibroadenom ameliyatı kararında kitlenin boyutu ne kadar önemlidir?
Boyut, müdahale kararındaki en temel faktörlerden biridir. Genellikle bir fibroadenomun boyutu 2 cm’yi aştığında cerrahi olarak çıkarılması gündeme gelir. Bazı eski kılavuzlar bu sınırı 2.5 cm olarak belirtse de 2 cm üzerindeki kitleler hem daha kolay ele gelir hem de bazı minimal invaziv yöntemlerin başarısını düşürmeye başlar.
Eğer kitle 5 cm’nin üzerindeyse, buna “dev (giant) fibroadenom” denir. Bu durum tüm fibroadenomların yaklaşık %0.5 ila %2’sinde görülür. Dev fibroadenomlar, boyutları nedeniyle memede gözle görülür asimetriye ve şekil bozukluğuna yol açabilir. Bu kitlelerin mutlaka cerrahi olarak çıkarılması gerekir.
Fibroadenom tanısı “hızlı büyüme” gösterirse bu neden önemlidir?
Bu belki de en önemli alarm zillerinden biridir. Hızlı büyüme, genellikle aylık %15’ten fazla hacim artışı olarak tanımlanır.
Hızlı büyümenin önemi şudur: Bazen fibroadenoma çok benzeyen ancak davranışları farklı olabilen “Fillodes Tümörü” adını verdiğimiz başka bir kitle türü vardır. Fillodes tümörlerinin de iyi huylu, sınırda (borderline) ve kötü huylu (malign) tipleri bulunur. Görüntüleme yöntemleri (ultrason veya mamografi) bu ikisini (fibroadenom ve fillodes) her zaman kesin olarak ayırt edemeyebilir.
Eğer bir kitle, özellikle de biyopsi ile “fibroadenom” tanısı almış olsa bile, takiplerde hızla büyüyorsa, bu durum “Fillodes Tümörü” olasılığını dışlamak için güçlü bir uyarıdır. Bu durumda kitlenin tamamının cerrahi olarak çıkarılıp patolojik olarak incelenmesi zorunlu hale gelir.
Hangi biyopsi (patoloji) sonuçları fibroadenom ameliyatını zorunlu kılar?
İğne biyopsisi (kor biyopsi) sonucunda gelen bazı bulgular, kitlenin boyutu veya büyüme hızı ne olursa olsun cerrahiyi zorunlu kılabilir.
Bu durumlar şunlardır:
- Raporda “atipi” saptanması
- “Atipik Hiperplazi” gibi şüpheli hücreler
- Tanısal belirsizlik (Fillodes şüphesi)
- “Fibroepitelyal lezyon” tanımı
- Görüntüleme ve patoloji arasında uyumsuzluk (Diskordans)
- Papiller lezyonlar gibi diğer şüpheli bulgular
Bu bulgular neden önemlidir? Örneğin “atipi” varlığı, kitlenin içinde daha ciddi bir durumun (kanser odağı) habercisi olabilir veya kansere “upgrade” olma (yükselme) riski taşıyabilir. “Uyumsuzluk” ise, iğnenin asıl şüpheli alandan değil de yanındaki iyi huylu fibroadenomdan örnek aldığı anlamına gelebilir. Bu gibi durumlarda, kesin tanı için kitlenin cerrahi olarak çıkarılması gerekir.
Hastanın şikayetleri veya tercihleri ameliyat için yeterli bir sebep midir?
Evet. Tıbbi veya patolojik bir zorunluluk olmasa bile, hastanın talepleri müdahale için yeterli bir sebep olabilir.
Bu nedenler şunlardır:
- Kitleye bağlı ağrı veya hassasiyet
- Kozmetik endişeler (dışarıdan fark edilme)
- Memede yarattığı şekil bozukluğu
- Hastanın duyduğu yoğun kaygı
Cerrah, kitlenin iyi huylu olduğunu bilse bile, hastanın bu konudaki bilgilendirilmiş tercihine saygı duymalı ve tedavi seçeneklerini sunmalıdır.
Klasik cerrahi eksizyon (lumpektomi) nedir ve ne zaman “altın standart” olarak kabul edilir?
Cerrahi eksizyon, halk arasında “lumpektomi” veya “açık ameliyat” olarak da bilinen, kitlenin neşter (bistüri) kullanılarak fiziksel olarak tamamen çıkarılması işlemidir.
Patolojik risk taşıyan (atipi, fillodes şüphesi vb.) veya çok büyük (genellikle >4-5 cm) kitlelerde, minimal invaziv yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda “altın standart” tedavi yöntemi budur. İşlem kitlenin büyüklüğüne ve yerine göre lokal anestezi ve sedasyon (sakinleştirici) altında veya genel anestezi altında yapılabilir.
Ele gelmeyen (palpable olmayan) fibroadenomlar ameliyatta nasıl bulunur?
Bazen fibroadenomlar, özellikle tarama mamografisi veya ultrason sırasında tesadüfen bulunur ve hastanın ya da doktorun elle muayenesinde hissedilmezler (“ele gelmez” veya “non-palpable”). Bu durumda cerrahın, ameliyat sırasında nereyi çıkaracağını bilmesi için bir işaretlemeye ihtiyaç duyulur.
Günümüzde kullanılan başlıca yöntemler mevcuttur.
- Telle işaretleme (Guidewire Localization – WGL)
- Manyetik tohum ile işaretleme (Magseed)
- Ameliyat sırasında ultrason kullanımı (IUGE)
“Telle işaretleme” (WGL) yöntemi nedir ve zorlukları nelerdir?
Bu geleneksel yöntemdir. Ameliyatla aynı gün, hasta ameliyattan hemen önce radyoloji bölümüne gider. Radyolog, ultrason veya mamografi rehberliğinde kitlenin içine ince bir tel yerleştirir. Telin bir ucu kitlenin içinde, diğer ucu ise meme cildinden dışarıda kalır.
Bu yöntemin bazı önemli kısıtlamaları vardır:
- Aynı gün hem radyoloji hem ameliyathane planlaması zorunluluğu
- Hasta konforunun düşük olması (dışarıda tel ile bekleme)
- Telin yerinden oynama (kayma) riski
- Cerrahın hedefi şaşırma potansiyeli
Manyetik tohum (Magseed) gibi modern fibroadenom işaretleme yöntemleri nasıl çalışır?
Geleneksel telin yerini alan çok daha modern ve etkili alternatifler vardır. Bunlardan en yaygını manyetik tohum (Magseed) ile işaretlemedir.
Bu yöntemde ameliyattan günler, hatta haftalar önce, radyolog tarafından kitlenin içine pirinç tanesinden küçük, radyoaktif olmayan bir manyetik “tohum” iğne ile bırakılır. Hasta normal hayatına döner.
Ameliyat günü, cerrah özel bir dedektör (manyetik algılayıcı) kullanarak memenin üzerinden bu tohumun yerini saptar. Cihaz, tohuma yaklaştıkça sesli ve sayısal olarak sinyal verir. Bu sayede cerrah, en küçük kesiyle, en doğru yerden girerek tohumu ve ona yapışık olan kitleyi hassas bir şekilde çıkarabilir. Bu yöntem hem radyoloji hem de ameliyathane programlarını birbirinden ayırarak iş akışını çok kolaylaştırır ve hasta konforunu en üst düzeye çıkarır.
Ameliyat sırasında ultrason kullanmak (IUGE) ne gibi avantajlar sağlar?
Eğer cerrah meme ultrasonu konusunda tecrübeliyse, ameliyat sırasında ultrason rehberliği (Intraoperative Ultrasound Guidance – IUGE) kullanabilir.
Bu teknikte, cerrah ameliyat sırasında steril ultrason probu ile kitlenin yerini kendisi bulur ve ultrason görüntüsü altında kitleyi çıkarır. Bu yöntem önceden tel veya tohum gibi herhangi bir işaretleyiciye olan ihtiyacı tamamen ortadan kaldırır. Cerrah, kitleyi çıkarırken eş zamanlı olarak ultrasonla kontrol ederek işlemin tamamlandığından emin olabilir.
Fibroadenom ameliyatının tekniği kanser ameliyatından farklı mıdır?
Evet, temelden farklıdır. Bir kanser ameliyatındaki (özellikle meme koruyucu cerrahi) amaç tümörü çevresindeki bir miktar sağlıklı meme dokusuyla birlikte (yani “negatif cerrahi sınır” elde ederek) çıkarmaktır.
Ancak biyopsi ile tanısı “iyi huylu fibroadenom” olarak kesinleşmiş bir kitlede durum farklıdır. Buradaki amaç kanserli doku bırakmamak değil sadece kitlenin kendisini çıkarmaktır. Buna “enükleasyon” denir. Cerrah, kitlenin kapsülünü takip ederek, onu çevresindeki normal meme dokusundan ayırır (adeta bir fındığı kabuğundan ayırır gibi).
İyi huylu fibroadenomlarda, kanser ameliyatındaki gibi geniş “negatif cerrahi sınır” elde etmek gerekmez. Bu yaklaşım sağlıklı meme dokusunun gereksiz yere çıkarılmasını önler, ameliyat sonrası oluşacak boşluğu (defekti) en aza indirir ve böylece memenin kozmetik görünümünü en iyi şekilde korur.
Ameliyatta çıkarılan fibroadenom parçası neden röntgene (spesmen radyografisi) gönderilir?
Eğer kitle ele gelmeyen bir kitleyse ve tel veya manyetik tohum gibi bir işaretleyici ile çıkarıldıysa, bu çok önemli bir adımdır. Çıkarılan doku (spesmen), hasta henüz anestezi altındayken hemen röntgen (spesmen radyografisi) çekilmesi için gönderilir.
Bu röntgende iki şeye bakılır: İşaretleyici (tel veya tohum) çıkarılan parçanın içinde mi? Ve hedeflenen kitle çıkarılan parçanın içinde mi? Bu teyit işlemi, doğru yerin çıkarıldığından emin olunmasını sağlar.
Cerrahi eksizyon sonrası iyileşme süreci nasıldır ve fibroadenom tekrarlar mı?
Basit bir lumpektomi sonrası iyileşme genellikle hızlıdır.
Ameliyat sonrası en sık görülen geçici etkiler şunlardır:
- Bölgesel ağrı
- Morarma (ekimoz)
- Kan birikmesi (hematom)
- Memede asimetri (büyük kitlelerde)
Daha büyük kitleler çıkarıldığında, memede hacim kaybına bağlı asimetri veya çöküntü oluşabilir. Bu nedenle özellikle genç hastalarda, cerrahın “onkoplastik” prensipleri uygulaması, yani kesiyi meme başı çevresi veya meme altı kıvrımı gibi mümkün olan en az fark edilecek estetik bölgelerden yapması, kozmetik sonuç açısından çok önemlidir.
Tekrarlama konusuna gelince; evet, tekrarlayabilir. Cerrahi olarak çıkarıldıktan sonra bile, aynı bölgede veya memenin başka bir yerinde yeni fibroadenom oluşma riski vardır. Bildirilen nüks (tekrarlama) oranları %1’den %10’a kadar değişmektedir. Özellikle ilk çıkarılan kitlenin boyutu 2 cm’den büyükse, tekrarlama oranının yaklaşık %15’lere çıktığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle ameliyat sonrası hastaların düzenli meme muayenesi ve görüntüleme (mamografi/ultrason) takiplerine devam etmeleri çok önemlidir.
Ameliyatsız fibroadenom tedavisi mümkün müdür?
Evet. Günümüzde, belirli kriterlere uyan (biyopsi ile iyi huylu olduğu kanıtlanmış, çok büyük olmayan) fibroadenomlar için cerrahi kesi olmadan, iz bırakmayan, minimal invaziv yöntemler mevcuttur.
Bu yöntemler açık ameliyatın aksine, genellikle sadece lokal anestezi altında, poliklinik veya günübirlik cerrahi koşullarında uygulanabilir. Genel anestezinin risklerini ortadan kaldırırlar ve hasta memnuniyeti ile kozmetik sonuçları çok daha iyidir.
Vakum destekli eksizyon (VAE) nedir ve nasıl çalışır?
VAE (Vakum Destekli Eksizyon), bazen “vakum destekli biyopsi” (VAB) cihazının tedavi amaçlı kullanılmasıdır. Bu bir “perkütan terapötik eksizyon” yöntemidir.
İşlem şöyle gerçekleşir: Bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Cerrah, ultrason rehberliğinde, ciltten yaklaşık 3-4 mm’lik küçük bir delikten özel bir iğne (prob) ile kitleye ulaşır. Bu iğne, bir yandan dokuyu keserken, diğer yandan güçlü bir vakum sistemi ile kesilen parçaları dışarı çeker. Cerrah, ultrason ekranından kitlenin tamamen “temizlendiğini” görene kadar iğneyi yönlendirerek işlemi tamamlar.
VAE (vakumla çıkarma) yöntemi hangi boyutlardaki fibroadenomlar için idealdir?
VAE’nin başarısı doğrudan kitlenin boyutuyla ilgilidir.
- 1.5 cm (15 mm) altı: Başarı %100’e yakındır
- 1.6 cm – 2.0 cm arası: Başarı %61’e düşebilir
- 2.0 cm üzeri: İçeride doku kalma riski artar
Bu nedenle VAE, kozmetik sonucun çok önemli olduğu ve kitlenin ideal olarak 1.5-2.0 cm’yi geçmediği durumlar için en uygun yöntemdir. Profesyonel görüş, 2.0 cm’nin üzerindeki kitlelerde VAE denendiğinde, içeride doku kalma (rezidüel hastalık) ve buna bağlı tekrarlama riskinin önemli ölçüde arttığı yönündedir.
VAE yönteminin avantajları ve riskleri nelerdir?
Bu yöntemin birçok avantajı bulunmaktadır.
Başlıca avantajları şunlardır:
- Genel anestezi gerekmemesi
- Dikiş veya ameliyat izi olmaması
- Mükemmel kozmetik sonuç
- Hızlı iyileşme
- Yüksek hasta memnuniyeti
- Çıkarılan parçanın patolojiye gönderilebilmesi
Bununla birlikte bazı riskleri de vardır:
Bilinen riskleri şunlardır:
- Hematom (kan birikmesi)
- Geçici morarma
- Kitlenin tam çıkarılamaması (büyükse)
- Tekrarlama (yaklaşık %9)
Kriyoablasyon (dondurma) tedavisi nedir?
Kriyoablasyon, VAE’den farklı bir minimal invaziv yöntemdir. Bu yöntemde amaç kitleyi çıkarmak değil aşırı soğuk kullanarak (dondurarak) yok etmektir.
İşlem yine ultrason rehberliğinde ve lokal anestezi altında yapılır. “Kriyoprob” adı verilen özel bir iğne kitlenin merkezine yerleştirilir. İğnenin ucu, argon veya nitrojen gazı kullanarak hızla -170°C gibi aşırı düşük sıcaklıklara ulaşır. Bu kitlenin içinde bir “buz topu” oluşturur. Bu buz topu, fibroadenom hücrelerinin yapısını bozar ve onları öldürür (nekroza uğratır). Vücut, bu ölü doku artıklarını zamanla kendi kendine emer ve kitle hacimsel olarak küçülür.
Kriyoablasyonun (dondurma) vakum (VAE) yönteminden temel farkı nedir?
Bu çok önemli bir ayrımdır. VAE, kitleyi fiziksel olarak çıkarır ve patolojik incelemeye gönderir. Kriyoablasyon ise kitleyi yerinde yok eder. Kitle çıkarılmaz, bu nedenle işlem sonrası patolojik inceleme yapılamaz.
Bu fark nedeniyle, kriyoablasyon yapılacak bir kitleye, işlemden önce mutlaka iğne biyopsisi (kor biyopsi) yapılmış ve tanının %100 “iyi huylu fibroadenom” olduğundan emin olunmuş olması ŞARTTIR. Kanser şüphesi olan veya biyopsi sonucu belirsiz bir kitleye asla kriyoablasyon yapılmaz. Tedavinin başarısı, kitlenin yok olması değil hacimsel olarak küçülmesidir. 12 aylık takiplerde kitle hacminde %73 ila %99 arasında küçülme rapor edilmiştir. Amaç kitlenin artık elle hissedilemez hale gelmesidir.
Dondurma tedavisinin (kriyoablasyon) riskleri veya yan etkileri var mıdır?
Kriyoablasyon genellikle güvenli ve neredeyse ağrısız bir işlemdir.
Ancak bilinen bazı yan etkileri şunlardır:
- Geçici şişlik ve morarma
- İğne giriş yerinde ciltte renk açılması (depigmentasyon)
- Nadiren ciltte bozulma
- Bazı hastalarda kalıcı bir yağlı akıntı
- İşlem sonrası kalıcı ağrı (bir çalışmada hastaların %25’inde bildirilmiştir)
Radyofrekans (RFA) veya lazer gibi başka ameliyatsız yöntemler var mıdır?
Bunlar dondurma yerine ısı kullanarak kitleyi yok etmeyi amaçlayan (termal ablasyon) diğer yöntemlerdir. Radyofrekans (RFA) veya Lazer Ablasyon da fibroadenom tedavisinde kullanılabilir. Ancak kriyoablasyon veya VAE kadar popüler değillerdir. Bazı ön karşılaştırmalar, bu termal (ısıtıcı) yöntemlerin, özellikle cilt yanıkları başta olmak üzere, kriyoablasyona (dondurucu) göre daha sık veya ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini göstermektedir.
“Kompleks fibroadenom” nedir ve tedavisi farklı mıdır?
“Basit fibroadenom” en yaygın türdür. “Kompleks fibroadenom” ise, patolojik incelemede içinde basit fibroadenom özelliklerine ek olarak sklerozan adenozis, 3 mm’den büyük kistler veya epitel kalsifikasyonları (kireçlenmeler) gibi farklı yapılar da içeren tiptir.
Kompleks fibroadenomlar genellikle daha ileri yaşta (ortalama 47 yaş) görülür. İçlerinde kanser bulunma riski, basit fibroadenomlara göre çok az daha yüksek olsa da eğer eşlik eden atipi yoksa bu risk hala çok düşüktür (bir çalışmada %1.6).
Bu nedenle güncel yaklaşım biyopside “kompleks fibroadenom” tanısı gelse bile, eğer “atipi” saptanmamışsa, bu kitlenin de tıpkı basit fibroadenomlar gibi konservatif olarak (yani takip edilerek) yönetilebileceği yönündedir.
Sıkça sorulan sorular
Son Yazılar
Genel Cerrahi Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? Doktor Tavsiyeleri
Genel cerrahi ameliyatı sonrası doktor tavsiyelerine uyulması, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır. İlk [...]
Oca
Türkiye Neden Genel Cerrahi Doktorları ve Hastaneleri İçin Tercih Ediliyor?
Türkiye, genel cerrahi alanında uzman hekim kadrosu ve yüksek teknolojili hastaneleri ile bölgenin sağlık hizmetlerinde [...]
Oca
Ankara Meme Kanseri Ameliyatı Fiyatları
Meme kanseri ameliyatı, tümörün evresi, konumu ve hastanın genel durumu doğrultusunda kişiye özel planlanan cerrahi [...]
Oca
Memede Kitle Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Meme cerrahisi sonrası iyileşme süresi, uygulanan tekniğin kapsamına göre ortalama 10 gün ile 3 hafta [...]
Ara
Mide Kanseri Ameliyatı Olanların Yorumları ve İyileşme Süreci
Mide kanseri ameliyatı olanların yorumları, operasyon sonrası yaşamsal değişiklikler ve iyileşme süreci hakkında önemli bilgiler [...]
Ara
Genel Cerrahi Nedir? Hangi Hastalıklara Bakar?
Genel cerrahi, sindirim sistemi, karaciğer, safra yolları, pankreas, tiroit ve yumuşak doku hastalıklarının cerrahi tedavisini [...]
Eki
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır? Ne Zaman Yapılmalı?
Kendi kendine meme muayenesi, kadınların memelerinde oluşabilecek değişiklikleri erken fark etmelerini sağlayan basit ve etkili [...]
Oca
Üçlü Negatif Meme Kanseri Nedir? Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi
Üçlü negatif meme kanseri, östrojen, progesteron ve HER2 reseptörlerini taşımayan agresif bir meme kanseri türüdür. [...]
Oca

