Koltuk altı lenf bezi şişmesi, bağışıklık sistemimizin enfeksiyonlara, bölgesel travmalara veya hücresel değişimlere karşı gösterdiği doğal bir savunma reaksiyonu sonucu doku boyutunun büyümesidir. Bölgedeki kitle nedenleri çoğunlukla ter bezi iltihapları, viral enfeksiyonlar veya geçici bağışıklık yanıtları gibi iyi huylu süreçlerden kaynaklanır. Bu durumun tedavisi ise tamamen altta yatan temel faktöre göre belirlenerek; antibiyotik kullanımı, lokal pansuman uygulamaları, apse drenajı veya gerekli durumlarda cerrahi müdahaleler ile kalıcı olarak sağlanır. Vücudumuzun ürettiği bu önemli sinyaller, sağlığımızı korumak için atılması gereken doğru ve zamanında adımların en güçlü rehberidir.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Nedir ve Vücudumuzda Ne İşe Yarar?
Koltuk altı, kolumuz ile göğüs kafesimizin birleştiği noktada yer alan, içinden çok önemli damarların ve kollarımızın hareketini sağlayan devasa sinir ağlarının geçtiği bir kavşak noktasıdır. Ancak bu bölgeyi asıl önemli kılan detay, vücudumuzun savunma sisteminin en önemli karakolları olan lenf bezlerine ev sahipliği yapmasıdır. Lenf bezlerini, şehirlerin girişlerinde yer alan güvenlik kontrol noktalarına benzetebiliriz. Vücudumuzun içinde, kan damarlarına paralel olarak uzanan ve “lenf sistemi” adı verilen ikinci bir dolaşım ağı daha vardır. Bu ağın içinde dolaşan sıvı, dokularımızdaki hücrelerin arasında biriken atıkları, mikropları, virüsleri ve bazen de vücudumuzda oluşmaması gereken anormal hücreleri toplayarak lenf bezlerine taşır.
Koltuk altı lenf bezleri, özellikle kollarımızdan, omuzlarımızdan, göğüs duvarından ve en önemlisi de meme dokusundan gelen lenf sıvısını filtrelemekle görevlidir. Sadece meme dokusundaki sıvı akışının neredeyse yüzde doksanından fazlası doğrudan koltuk altındaki bu güvenlik noktalarına yönelir. Bu nedenle memede meydana gelen en ufak bir hareketlilik, iltihaplanma veya anormal bir hücre çoğalması, ilk sinyalini koltuk altındaki lenf bezlerinin şişmesiyle verir. Normal şartlarda bu lenf bezleri bir fasulye veya mercimek tanesi büyüklüğündedir ve dışarıdan dokunmakla pek hissedilmezler. Ancak bir mikrop yakaladıklarında veya yoğun bir filtreleme sürecine girdiklerinde, içlerindeki savunma hücreleri hızla çoğalmaya başlar. Bu çoğalma süreci bezin boyutunu artırır, kapsülünü gerer ve işte biz de o zaman koltuk altımızda o tanıdık, bazen sızlayan şişliği fark ederiz. Bu durum tıbbi terminolojide lenfadenopati olarak adlandırılır. Erişkin bir insanda boyutu bir santimetreyi aşan her lenf bezi büyümesi, nedeninin araştırılması gereken bir durum olarak kabul edilir.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Hangi İyi Huylu Nedenlerle Ortaya Çıkar?
Koltuk altında bir şişlik fark edildiğinde akla ilk olarak kötü senaryolar gelse de aslında bu büyümelerin çok büyük bir kısmı tamamen iyi huylu, zararsız ve geçici durumlardan kaynaklanır. Vücudumuz gün boyunca sayısız mikropla temas eder ve bağışıklık sistemimiz sürekli bir savaş halindedir. Parmak ucunuza batan küçük bir kıymık, tırnak kenarındaki ufak bir iltihap, kolunuzda oluşan basit bir çizik veya cilt yüzeyindeki küçük bir sivilce bile koltuk altı lenf bezlerinizi alarma geçirmek için yeterli olabilir. Lenf bezleri, enfeksiyon kaynağını tespit edip o bölgeyi temizlemek için yoğun mesai harcarken doğal olarak boyutlarını büyütürler.
Bu iyi huylu büyümelerin arkasında yatan sebepler çok çeşitlidir. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan viral hastalıklar, boğaz enfeksiyonları veya sistemik ateşli hastalıklar koltuk altındaki bezlerin reaktif olarak büyümesine yol açar. Çok ilginç ve bir o kadar da yaygın olan durumlardan biri kedi tırmığı hastalığıdır. Evinde kedi besleyen veya sokak kedileriyle temas eden kişilerde, ufak bir tırmalanma veya ısırık sonrasında, genellikle olayın olduğu taraftaki koltuk altında oldukça ağrılı, belirgin bir şişlik ortaya çıkabilir. Kedilerin tırnaklarında taşıdıkları özel bir bakteri bu duruma neden olur ve lenf bezleri bu bakteriyi yok etmek için günlerce, bazen haftalarca şiş kalabilir. Benzer şekilde çocukken olduğumuz verem aşısının yıllar sonra bile koltuk altındaki lenf bezlerinde kireçlenmiş zararsız büyümeler şeklinde karşımıza çıkması mümkündür.
Yakın geçmişte hayatımıza giren koronavirüs aşıları da koltuk altı lenf bezi şişliklerinin çok sık görülen nedenlerinden biri haline gelmiştir. Koldan yapılan bu aşılar, bağışıklık sistemini tam da istenilen şekilde güçlü bir biçimde uyarır. Aşının yapıldığı koldaki sıvı doğrudan o taraftaki koltuk altı lenf bezlerine taşındığı için, aşıdan yaklaşık bir hafta on gün sonra bölgedeki bezlerde belirgin bir büyüme ve hassasiyet meydana gelir. Bu durum o kadar gerçektir ki ultrason cihazlarıyla bakıldığında kanser şüphesi uyandıracak kadar şekil değişikliklerine bile yol açabilir. Ancak bu tamamen aşının çalıştığını gösteren sağlıklı bir tepkidir ve ortalama bir ay içerisinde kendiliğinden kaybolur.
Sıklıkla karşılaşılan iyi huylu nedenler şunlardır:
- Soğuk algınlığı virüsleri
- Öpücük hastalığı
- Kedi tırmığı hastalığı
- Aşı reaksiyonları
- Tırnak batması enfeksiyonları
- Memenin iltihabi hastalıkları
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Hangi Durumlarda Kanser Belirtisidir?
İyi huylu nedenler çok yaygın olsa da koltuk altındaki her şişlik her zaman masum olmayabilir. Bazı durumlarda lenf bezlerindeki büyüme, vücudun başka bir yerindeki kötü huylu tümör hücrelerinin lenf sıvısı yoluyla buraya ulaşıp yerleşmesinden veya doğrudan lenf bezinin kendi hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasından kaynaklanabilir. Bu aşamada hastanın yaşı çok önemli bir ipucudur. Çocukluk ve gençlik yıllarındaki kitlelerin altından neredeyse her zaman enfeksiyonlar çıkarken, ilerleyen yaşlarda nedensiz yere ortaya çıkan, ağrı yapmayan ve zamanla büyümeye devam eden kitlelerde kanser şüphesi çok daha yüksek sesle düşünülmelidir.
Koltuk altı bölgesini etkileyen kötü huylu hastalıkların başında lenf bezi kanserleri gelir. Lenfoma adı verilen bu hastalıklar, doğrudan lenf sisteminin kendi hücrelerinin kanserleşmesiyle oluşur ve sadece koltuk altında değil boyunda, kasıklarda ve göğüs kafesinin içinde de yaygın bez büyümelerine neden olabilir. Lenfomalarda şişlikler genellikle ağrısızdır, lastik kıvamındadır ve birbirlerine yapışık büyük paketler halinde ele gelebilirler. Ayrıca hastanın genel durumunda bazı spesifik değişiklikler de bu tabloya eşlik eder.
Kanser kaynaklı şişliklere eşlik edebilen sistemik belirtiler şunlardır:
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Gece terlemeleri
- Dirençli yüksek ateş
- Yaygın cilt kaşıntısı
- İştah kaybı
- İleri derece yorgunluk
Koltuk altı lenf bezlerini tutan en yaygın dış kaynaklı kötü huylu hastalık ise meme kanseridir. Meme dokusunda gelişen anormal hücreler, eğer erken dönemde tespit edilip durdurulmazsa, bulundukları yeri terk ederek lenf yolları aracılığıyla ilk olarak koltuk altına doğru yola çıkarlar. Koltuk altındaki güvenlik noktaları olan lenf bezleri, bu kanser hücrelerini yakalar ve dolaşıma katılmalarını engellemeye çalışır. Ancak kanser hücreleri lenf bezinin içine yerleşip orada çoğalmaya devam ettiklerinde, bez giderek büyür, sertleşir ve yapısını kaybeder. İleri durumlarda meme kanseri dışındaki cilt kanserleri veya diğer organlardan kaynaklanan ciddi hastalıklar da bu bölgeye yayılım gösterebilir.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Nasıl Teşhis Edilir ve Ultrason Neden Önemlidir?
Elinize gelen bir şişlikle başvurduğunuzda süreç her zaman sizi dinlemekle ve kapsamlı bir muayene ile başlar. Şişliğin ne zamandır orada olduğu, yavaş yavaş mı yoksa bir gecede mi büyüdüğü, ağrı yapıp yapmadığı ve çevresindeki dokulara yapışık olup olmadığı dokunarak değerlendirilir. Hareketli, üzerine basınca acı veren ve yumuşak kitleler genellikle enfeksiyon lehine yorumlanırken; taş gibi sert, acı vermeyen ve sanki alttaki kas dokusuna çiviyle çakılmış gibi hareketsiz duran kitleler daha şüpheli kabul edilir. Bu fiziksel değerlendirmenin ardından mutlaka kan testleriyle vücuttaki genel iltihap durumu kan hücrelerinin sayısı ve olası bir sistemik hastalık varlığı gözden geçirilir.
Ancak günümüzde koltuk altının gizemini çözmek için elimizdeki en pratik ve en değerli araç ultrasonografi cihazlarıdır. Ses dalgaları kullanarak cilt altındaki dokuların haritasını çıkaran ultrason, lenf bezinin sadece boyutunu ölçmekle kalmaz, aynı zamanda içinin mimari yapısını da detaylı bir şekilde gözler önüne serer. Normal, sağlıklı veya sadece basit bir enfeksiyon nedeniyle büyümüş bir lenf bezi, ultrasonda fasulye şeklinde, dış zarı ince ve merkezinde doğal yağ dokusu bulunan bir yapıda görülür. Kan damarları da son derece düzenli bir şekilde sadece merkezdeki kapıdan içeri girer. Fakat hücre yapısı bozulmuş, özellikle de kanser hücresi istilasına uğramış bir lenf bezi bu sağlıklı mimariyi tamamen kaybeder.
Kötü huylu hastalık şüphesini artıran ultrason bulguları şunlardır:
- Yuvarlaklaşmış şekil
- Asimetrik kalınlaşmış dış zar
- Kaybolmuş merkezi yağ dokusu
- Dışarı doğru taşan düzensiz kenarlar
- Artmış karmaşık damarlanma
- İç kısımda ölü doku alanları
Eğer hastaya halihazırda bir meme kanseri tanısı konmuşsa, koltuk altının ultrasonla detaylı olarak haritalandırılması tedavi planının en önemli aşamasını oluşturur. Hastalığın koltuk altına sıçrayıp sıçramadığını bilmek, tüm cerrahi süreci baştan aşağı değiştirecek kadar kritik bir bilgidir. Daha yaygın bir hastalıktan şüphelenildiğinde ise sadece koltuk altı değil tüm vücuttaki hücrelerin enerji tüketimini gösteren daha gelişmiş tarama yöntemlerine başvurulabilir.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi İçin Ne Zaman Biyopsi Gerekir ve Çeşitleri Nelerdir?
Muayene sonucunda şüpheli bulunan, ultrason ekranında yapısı bozulmuş olarak görülen veya uygulanan antibiyotik tedavisine rağmen haftalarca küçülmeyip aksine büyümeye devam eden kitlelerin asıl kimliğini öğrenmenin tek bir yolu vardır; o da dokunun kendisini mikroskop altında incelemektir. Bu doku alma işlemine biyopsi adı verilir ve günümüz tıp pratiğinde bu işlem eskiye göre çok daha konforlu yöntemlerle yapılmaktadır. Biyopsi kararı vermek her zaman o kitlenin kötü huylu olduğu anlamına gelmez, bazen sadece inatçı bir enfeksiyonun türünü kesin olarak belirlemek için de bu yola başvurulur.
İnceleme için örnek alırken durumun ciddiyetine ve şüphelenilen hastalığa göre farklı yöntemler tercih edilir. Her yöntemin kendine göre avantajları ve kullanım alanları vardır.
Kullanılan başlıca biyopsi yöntemleri şunlardır:
- İnce iğne aspirasyon biyopsisi
- Kalın iğne biyopsisi
- Açık cerrahi biyopsi
İnce iğne yöntemi en basit olanıdır. Kan alırken kullandığımız standart bir iğneyle şişliğin içine girilir ve enjektör yardımıyla birkaç damla sıvı ve hücre çekilir. Çok hızlı ve tamamen ağrısızdır ancak sadece kopan tekil hücreleri gösterdiği için kitlenin genel yapısı hakkında detaylı bilgi veremez. Eğer şüphe yüksekse ve meme kanseri yayılımı gibi bir durum araştırılıyorsa, daha kalın ve özel bir iğne sistemi kullanılır. Bu işlem ultrason eşliğinde, bölge uyuşturularak yapılır ve kitleden ince çubuklar şeklinde doku parçaları alınır. Bu sayede dokunun mimarisi bozulmadan incelenebilir ve tümörün cinsi, hormonlara olan duyarlılığı gibi çok hayati testler yüksek bir doğrulukla yapılabilir.
Ancak konu lenf bezi kanserleri, yani lenfomalar olduğunda bu iğneli işlemler çoğu zaman yetersiz kalır. Lenfoma teşhisi son derece hassas bir konudur ve patoloji uzmanının hastalığın alt tipini belirleyebilmesi için o lenf bezinin bütünlüğünü, hücrelerin diziliş şeklini eksiksiz bir biçimde mikroskop altında görmesi gerekir. Bu gibi durumlarda hasta uyuşturularak, o şüpheli lenf bezi üzerindeki cilt küçük bir kesiyle açılır ve bez kapsülüne zarar verilmeden bir bütün halinde dışarı alınır. Alınan bu dokunun hiçbir kimyasala maruz kalmadan, en taze haliyle hızla laboratuvara ulaştırılması, gelişmiş genetik testlerin yapılabilmesi için büyük önem taşır.
Meme Kanseri Kaynaklı Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Ameliyatla Nasıl Tedavi Edilir?
Meme kanseri teşhisi konmuş bir hastada, kanserin yayılımını durdurmak için koltuk altı lenf bezlerine nasıl müdahale edileceği cerrahi sürecin en can alıcı noktalarından biridir. Eskiden tıbbi yaklaşım oldukça sertti; memede bir sorun varsa, işi şansa bırakmamak adına koltuk altındaki tüm lenf bezleri ve etrafındaki yağ dokusu standart olarak tamamen temizlenirdi. Ancak bu geniş çaplı temizlik işleminin faturası hastalar için çok ağır oluyordu. Lenf yolları tamamen kesildiği için koldaki lenf sıvısı geri dönemiyor ve hastalarda ömür boyu süren, yaşam kalitesini derinden etkileyen ciddi kol şişlikleri, omuzda hareket kısıtlılıkları ve inatçı uyuşukluklar ortaya çıkabiliyordu.
Modern tıp, teknolojinin ve anlayışın gelişmesiyle çok daha zarif ve koruyucu bir yola girmiştir. Artık öncelikli amaç hastaya zarar vermeden hastalığı kontrol altına almaktır. Eğer hastanın koltuk altında muayene ve ultrasonda belirgin bir kanser yayılımı yoksa, sadece güvenlik amaçlı tüm bezleri almak yerine çok akıllıca bir yöntem olan nöbetçi lenf bezi uygulaması devreye girer. Kanserli dokunun etrafından yola çıkan lenf sıvısının koltuk altında uğrayacağı o ilk durak noktasını bulmak için ameliyat sırasında özel boyalar veya düşük dozlu radyoaktif maddeler kullanılır. Cerrah, bu boyayı veya sinyali takip ederek o ilk duraktaki bir veya iki lenf bezini bulur ve çıkarır. Bu bez ameliyat devam ederken hemen yan odadaki patoloğa gönderilir. Eğer o ilk güvenlik noktasında kanser hücresi yoksa, gerideki diğer bezlerde de yoktur denilerek işlem sonlandırılır ve hastanın koltuk altı gereksiz yere tahrip edilmemiş olur.
Ancak eğer hastalık zaten koltuk altını istila etmiş durumdaysa veya o ilk lenf bezinde büyük çapta kanser hücreleri tespit edilirse, o zaman hastalığı bölgesel olarak silip atmak için geniş bir temizlik yapılması zorunlu hale gelir. Bu işlem sırasında kasların çevresindeki hastalıklı yağ ve lenf dokuları bir paket halinde dışarı alınır. Bu bölgede omuz ve sırt kaslarımızın çalışmasını sağlayan çok kritik sinir hatları bulunduğu için, operasyonun son derece hassas ve anatomik kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınarak yapılması gerekir.
Günümüzde ise hastaları bu geniş ameliyatlardan kurtaran yepyeni bir adım daha atılmıştır. İleri düzey hastalarda bile ameliyattan önce verilen güçlü ilaç tedavileri sayesinde koltuk altındaki o kötü huylu şişlikler tamamen eritilebilmektedir. İlaç tedavisine başlamadan önce hastalıklı beze küçük bir metal işaretleyici bırakılır. Aylar sonra ameliyat vakti geldiğinde, o işaretli bez ile ilk bekçi lenf bezleri bulunur ve çıkarılır. Temiz gelmesi durumunda, eskiden uygulanan o büyük temizlik işleminden tamamen vazgeçilerek hasta için en güvenli ve en konforlu süreç tamamlanmış olur.
Koltuk Altı Kitleleri Arasında Yer Alan Köpek Memesi Hastalığı (Hidradenitis Suppurativa) Nasıl Geçer?
Koltuk altında ortaya çıkan şişliklerin hepsi lenf bezlerinden kaynaklanmaz. Bazen sorunun kaynağı doğrudan cildin kendi yapısında, daha doğrusu o bölgeye özgü ter bezleri ve kıl köklerindedir. Halk arasında çok bilinen ancak tıbbi adıyla hidradenitis suppurativa olarak anılan bu hastalık, hayat kalitesini ciddi şekilde bozan, inatçı ve iltihaplı bir sağlık sorunudur. Genellikle ergenlik döneminden sonra başlayan bu durum cilt altında ağrılı sertlikler, sivilceye benzeyen apse oluşumları ve zamanla bu apselerin birbiriyle birleşerek oluşturduğu, içinden sürekli iltihap akan derin tünellerle karakterizedir.
Hastalık başlangıç aşamasındayken basit kremler, antibiyotik haplar ve iltihap giderici solüsyonlarla yatıştırılmaya çalışılır. Bazen o şişliğin üzerine yapılacak küçük bir kesiyle içerideki basınçlı sıvının dışarı alınması hastayı geçici olarak rahatlatabilir. Ancak bu sorun kronikleştiğinde, yani cilt altında o sert tüneller ve yara izleri kalıcı bir ağ oluşturduğunda ilaçların yapabileceği çok fazla bir şey kalmaz. İltihaplı tünellerin duvarları o kadar sertleşir ki hiçbir antibiyotik bu engeli aşıp içeri nüfuz edemez.
İşte bu noktada devreye geniş kapsamlı cerrahi tedavi girmek zorundadır. Hastaların çoğu sadece apseyi yarmakla veya o küçük alanı çıkarmakla iyileşeceklerini umsa da gerçek başarı için son derece radikal bir temizlik şarttır. Sadece iltihaplı alan değil o alanı çevreleyen ve görünüşte sağlıklı gibi duran bir miktar deri dokusu da dahil olmak üzere, tüm kıl kökleri ve ter bezleri alttaki kas zarına kadar derinlemesine oyularak çıkarılmalıdır. Eğer geride küçücük bir hastalıklı doku kalırsa, hastalık aylar içinde aynı şiddetle geri döner.
Bu geniş temizliğin ardından koltuk altında kaçınılmaz olarak büyük bir boşluk oluşur. Bu boşluğu iki yakasından çekiştirip dikmek mümkün değildir, çünkü bu durum kolun havaya kalkmasını engeller. Bu yüzden yaranın etrafındaki sağlam cilt dokusu, sanki bir yapbozun parçalarını yer değiştiriyormuş gibi özel geometrik şekillerde kesilerek yaranın üzerine kaydırılır. Bu özel doku çevirme işlemleri sayesinde hem hastalıklı alan tamamen uzaklaştırılmış olur hem de koltuk altının hareket özgürlüğü korunarak estetik açıdan en kabul edilebilir sonuç elde edilir.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi ile Karışan Koltuk Altı Apsesi Nasıl Boşaltılır?
Bazen koltuk altında aniden, sadece birkaç gün içinde ortaya çıkan, üzeri kızarık, dokunmaya bile izin vermeyecek kadar şiddetli ağrı yapan ve ateş hissi veren şişliklerle karşılaşırız. Çoğu insan bunu lenf bezi şişmesi sanarak büyük bir korkuya kapılsa da bu tablo genellikle o bölgedeki bir kıl kökünün veya ter bezinin akut olarak iltihaplanması sonucu oluşan bir apsedir.
Apse, vücudun içeri giren bakterileri izole etmek için etrafına bir duvar ördüğü ve içine ölü hücrelerle iltihap sıvısını hapsettiği basınçlı bir balondur.
Apse oluşumunu hazırlayan zeminler şunlardır:
- Yanlış tıraş bıçağı kullanımı
- Hatalı ağda uygulamaları
- Bölgesel kıl dönmeleri
- Aşırı terleme
- Dar ve sürtünen giysiler
- Kişisel hijyen eksiklikleri
Bir apse oluştuğunda sadece antibiyotik yutarak iyileşmeyi beklemek ne yazık ki sonuç vermez, çünkü vücudun ördüğü o kalın duvar antibiyotiklerin içeri girmesine engel olur. Kesin çözüm, o basınçlı balonun cerrahi olarak dışarı açılmasıdır. Ancak bu işlem için doğru zamanlamayı beklemek çok kritiktir. Şişlik ilk oluştuğunda henüz serttir ve içeride sıvı birikimi tamamlanmamıştır. Bu aşamada sıcak havlularla pansuman yapmak ve ilaç kullanmak iltihabın olgunlaşmasını hızlandırır.
Birkaç gün içinde o sertliğin merkezi yumuşamaya başlar ve dokunduğunuzda sanki içi su dolu bir keseye basıyormuşsunuz gibi bir dalgalanma hissi oluşur. İşte bu cerrahi müdahale zamanının geldiğini gösterir. İşlem bölgesel olarak uyuşturularak yapılır. En yumuşak noktadan, koltuk altının doğal deri kıvrımlarına uygun estetik küçük bir çizik atılır ve içerideki basınçlı iltihap kontrollü bir şekilde boşaltılır. İçeride kalabilecek gizli odacıkların hepsi yırtılarak birleştirilir ve bol tuzlu suyla yıkanır. Yaranın erken kapanıp içeride tekrar iltihap biriktirmemesi için içine ince, lastik bir şerit yerleştirilir ve yara açık bırakılarak iyileşmesi sağlanır. Bu basit ama etkili işlem hastaya dakikalar içinde inanılmaz bir rahatlama sağlar.
Koltuk Altı Lenf Bezi Şişmesi Sanılan Aksesuar Meme (Polimasti) Nedir ve Nasıl Alınır?
Koltuk altında karşılaşılan kitlelerin bir diğer ilginç ve tamamen masum nedeni ise anne karnındaki gelişim dönemimizden miras kalan bir durumdur. Bebek henüz anne karnında gelişirken, vücudun her iki yanında koltuk altından başlayıp kasıklara kadar inen ince bir çizgi bulunur. Normal gelişim sürecinde sadece göğüs bölgesindeki doku kalır ve memeyi oluşturur, diğer alanlardaki dokular ise zamanla eriyip kaybolur. Ancak bazı insanlarda bu süreç tamamlanmaz ve koltuk altında bir miktar meme dokusu kalmaya devam eder. Buna tıpta polimasti veya aksesuar meme adı verilir.
Dışarıdan bakıldığında sadece hafif bir kabarıklık veya yumuşak bir şişlik gibi duran bu doku, genellikle kişi kilo aldığında daha belirgin hale gelir. Asıl ilginç olan ise, bu dokunun normal göğüsteki meme dokusuyla tamamen aynı hormonlardan etkilenmesidir. Kadınlarda özellikle adet dönemleri yaklaşırken bu bölgede şişkinlik, hassasiyet ve ağrı olması çok tipiktir. Hatta hamilelik ve emzirme dönemlerinde bu koltuk altındaki şişliğin aşırı büyüdüğü ve nadiren de olsa içinden süt bile salgılayabildiği görülebilir. Hastalar bu büyümeyi lenf bezi sanarak paniğe kapılsalar da yapılan basit bir ultrason incelemesiyle bunun sadece vücutta fazladan kalmış bir meme dokusu olduğu kolayca anlaşılır.
Görünümünden rahatsızlık duyan, sürekli ağrı çeken veya bu dokunun içinde kist barındıran hastalar için tedavi yöntemi cerrahidir. Eğer ultrasonik incelemede dokunun çok büyük bir kısmı sadece yağdan oluşuyorsa, ince çubuklarla yapılan yağ çekme işlemi estetik olarak harika sonuçlar verir. Ancak kitle daha sert olan asıl süt bezi dokusundan oluşuyorsa, bu durumda yağ çekme işlemi yetersiz kalır. Doğal cilt katlantılarının içine gizlenen küçük bir kesiyle o bez dokusunun tamamen dışarı alınması ve bölgenin pürüzsüz bir şekilde yeniden şekillendirilmesi kalıcı çözümü sağlar.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, genel cerrahi alanındaki akademik birikimi ve cerrahi deneyimiyle tanınan bir hekimdir. 1998 yılında TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra, 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini 2012 yılında tamamlamış, 2019’da Doçent, 2024 yılında ise Profesör unvanını almıştır. Halen Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 100’e yakın makalesi ve çok sayıda bilimsel bildirisi bulunan Prof. Dr. Ayvazoğlu Soy, International College of Surgeons, The Transplantation Society, Türk Cerrahi Derneği ve Ankara Cerrahi Derneği üyesidir. Halen Ankara Medipol Üniversitesi’ndeki akademik görevine ek olarak Çankaya’daki özel muayenehanesinde genel cerrahi, meme ve endokrin cerrahi alanlarında hasta kabul etmektedir.

