Meme kanseri tedavisi, tümörlü dokunun genel cerrahi uzmanı tarafından çıkarılması ve hücresel temizliği destekleyen ilaç ile ışın uygulamalarının kişiye özel bir sırayla birleştirilmesiyle yapılır; tüm bu aktif süreç ortalama altı ila on iki ay sürer.
Tedavi planı oluşturulurken hastalığın genetik haritası ve yayılım derecesi dikkate alınır. Kanserli odak memeden uzaklaştırılırken hastanın beden bütünlüğünün, doğal meme formunun ve koltuk altı fonksiyonlarının korunması öncelikli hedeftir.
Tedavi süresini belirleyen temel unsur tümörün biyolojik davranış biçimidir. Cerrahi müdahaleler birkaç saat içinde tamamlanıp bedensel toparlanma haftalar içinde gerçekleşirken, koruyucu nitelikteki tamamlayıcı uygulamalar zamana yayılarak ilerler.
Klinik uygulamaların tamamlanmasının ardından hastalar günlük yaşam rutinlerine kavuşur ve iyileşme halinin kalıcılığını desteklemek adına periyodik uzman kontrolleriyle uzun vadeli olarak takip edilir.
Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır ve Genel Cerrahi Uzmanı Süreci Nasıl Yönetir?
Meme kanseri tanısı konulduğu andan itibaren süreç tek bir hekimin değil birden fazla branşın ortak kararlar aldığı multidisipliner bir konseyin kontrolünde ilerler. Farklı uzmanlık alanlarının aynı masa etrafında buluşması, hastaya uygulanacak adımların en doğru sırayla planlanmasına zemin hazırlar. Bu kapsamlı klinik organizasyon içerisinde yer alan temel uzmanlık dalları şunlardır:
- Genel cerrahi ve cerrahi onkoloji
- Medikal onkoloji
- Radyasyon onkolojisi
- Patoloji
- Radyoloji
Bu koordineli ekibin tam merkezinde genel cerrahi uzmanı bulunur. Memede şüpheli bir kitlenin fark edilmesinden tanısal biyopsinin planlanmasına, memedeki tümörün güvenli sınırlarla çıkarılmasından koltuk altı lenf bezlerinin evrelenmesine kadar tüm kritik aşamalar genel cerrahi uzmanı tarafından yürütülür. Ayrıca ameliyat sırasında memenin estetik formunun onkoplastik yöntemlerle desteklenmesi ve aktif tedaviler bittikten sonra yıllarca sürecek klinik kontrollerin takibi de genel cerrahın sorumluluk alanındadır. Günümüzdeki modern cerrahi yaklaşım tümörlü dokuyu geride hücresel kalıntı bırakmayacak şekilde temizlemeyi hedeflerken aynı zamanda hastanın beden bütünlüğünü ve yaşam kalitesini mümkün olan en iyi seviyede tutmaya odaklanır.
Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılırken Kişiye Özel Planlama Neye Göre Belirlenir?
Aynı gün meme kanseri tanısı alan iki farklı hastanın tedavi şemalarının birbirinden tamamen farklı olmasının temel sebebi, her tümörün kendine has bir biyolojik karakter taşımasıdır. Genel cerrahi uzmanı ve onkoloji konseyi yol haritasını çizerken öncelikle tümörün memedeki boyutuna, çevre dokularla olan ilişkisine ve lenf bezlerine uzanıp uzanmadığına bakar. Ancak günümüzde sadece anatomik yaygınlık karar vermek için yeterli görülmez; biyopsi ile alınan doku örneğinin patoloji laboratuvarında incelenmesiyle ortaya çıkan hücresel veriler tedavinin gerçek yönünü tayin eder.
Tedavi protokolünün şekillenmesinde doğrudan rol oynayan biyolojik ve klinik faktörler aşağıdaki gibidir:
- Tümörün anatomik evresi
- Östrojen reseptörü (ER) durumu
- Progesteron reseptörü (PR) durumu
- İnsan epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) varlığı
- Tümörün histopatolojik derecesi
- Hastanın yaşı ve genel sağlık profili
Erken evrede tespit edilmiş ve doğrudan çıkarılmaya uygun tümörlerde ilk adım genel cerrahi uzmanı tarafından gerçekleştirilen ameliyattır. Ameliyat devam ederken cerrah ile patoloğun eş zamanlı yürüttüğü intraoperatif donuk kesit, yani bilinen adıyla frozen incelemesi ise sürecin güvenliğini artıran çok önemli bir uygulamadır. Cerrahın çıkardığı tümör dokusu ve nöbetçi lenf bezleri hasta henüz ameliyat masasındayken patoloji uzmanına ulaştırılır. Dokular hızlıca dondurulup mikroskop altında incelenerek cerrahi sınırlarda tümör hücresi olup olmadığı kontrol edilir. Eğer sınırda şüpheli bir alan görülürse cerrah aynı seansta o bölgeden biraz daha doku çıkararak sınırları temizler; böylece hastanın ilerleyen günlerde ikinci bir ameliyata girme ihtimali büyük ölçüde azaltılmış olur.
Ameliyat Öncesi İlaçlarla Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır ve Ne Kadar Sürer?
Her hastada tedaviye doğrudan ameliyatla başlanmaz; bazı klinik tablolarda cerrahi müdahaleden önce neoadjuvan sistemik tedavi adı verilen ilaç uygulamalarının yapılması standart yaklaşım olarak kabul edilir. Ameliyat öncesinde ilaç tedavisinin tercih edildiği başlıca hasta grupları şunlardır:
- Lokal ileri evre (T3 ve T4) tümörü olanlar
- İnflamatuar meme kanseri tanısı alanlar
- Üçlü negatif (triple-negative) biyolojik alt tipe sahip olanlar
- HER2 pozitif tümör yapısı bulunanlar
- Tanı anında koltuk altı lenf bezlerinde belirgin tutulum saptananlar
Ameliyat öncesinde uygulanan bu ilaç tedavisi seçilen protokole göre ortalama üç ila altı ay kadar sürer. Bu ön tedavinin cerrahi açıdan sağladığı çok değerli kazanımlar vardır. İlaçların etkisiyle memedeki büyük tümörler küçülür ve hastalığın evresi geriler. Başlangıçta tümörün büyüklüğü yüzünden memesinin tamamının alınması gereken pek çok hasta, bu küçülme sayesinde meme koruyucu cerrahi olabilme şansına kavuşur. Aynı zamanda koltuk altındaki tümörlü lenf bezleri de ilaç tedavisiyle gerileyebildiği için, genel cerrahi uzmanı ameliyat sırasında koltuk altındaki tüm lenf bezlerini çıkarmak yerine daha sınırlı ve koruyucu bir cerrahi işlem uygulayabilir. Bu durum hastanın ameliyat sonrasında yaşayabileceği kol ödemi veya omuz hareket kısıtlılığı gibi yan etkilerin görülme sıklığını belirgin şekilde düşürür.
Meme Koruyucu Yöntemlerle Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?
Meme kanseri cerrahisi, geçmişte memenin ve göğüs kaslarının tamamen alındığı geniş operasyonlardan, günümüzde sağlam meme dokusunu korumayı ilke edinen modern tekniklere doğru evrilmiştir. Meme koruyucu cerrahi (lumpektomi veya geniş eksizyon), tümörün etrafında güvenli bir sağlam doku sınırı bırakılarak yalnızca kanserli kısmın çıkarılması işlemidir. Geniş çaplı klinik çalışmalar erken evre (T1 ve erken T2) tümörlerde meme koruyucu cerrahinin ardından radyoterapi uygulanmasının, memenin tamamen alındığı ameliyatlarla eşdeğer sağkalım oranları sunduğunu göstermektedir.
Meme koruyucu cerrahi sürecinde genel cerrahi uzmanının uyguladığı temel adımlar ve yardımcı teknikler şunlardır:
- Sağlam doku kılıfıyla birlikte tümör eksizyonu
- Ultrasonografi eşliğinde kılavuz tel ile işaretleme
- Mamografi eşliğinde kılavuz tel yerleştirilmesi
- Cerrahi boşluğa radyoopak metal klips konulması
- İntraoperatif cerrahi sınır kontrolü
Düzenli taramalar sayesinde pek çok kitle artık henüz el muayenesinde hissedilemeyecek kadar küçükken, yani non-palpabl aşamada yakalanmaktadır. Böyle ele gelmeyen lezyonlarda ameliyat öncesinde radyoloji birimi tarafından ultrasonografi veya mamografi yardımıyla tümörlü alana ince bir kılavuz tel yerleştirilir. Genel cerrahi uzmanı ameliyat sırasında bu teli takip ederek sağlam dokularda gereksiz kayba yol açmadan hedef bölgeyi çıkarır. İşlem bitmeden önce, tümörün çıkarıldığı boşluğun tabanına ve kenarlarına milimetrik boyutlarda radyoopak metal klipsler bırakılır. Bu klipsler vücuda zarar vermez ve ameliyat sonrasında uygulanacak ışın tedavisinin doğru noktaya odaklanmasına rehberlik eder.
Onkoplastik Cerrahi ile Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır ve Meme Şekli Nasıl Desteklenir?
Tümörün memenin genel hacmine oranla büyük olduğu veya klasik bir tümör çıkarımı yapıldığında memede belirgin çöküntü, şekil bozukluğu ya da asimetri oluşacağı öngörülen hastalarda onkoplastik meme cerrahisi devreye girer. Özellikle çıkarılacak dokunun meme hacminin yüzde 20 ila yüzde 50’sini kapsadığı veya 200 gramı aştığı durumlarda, genel cerrahi uzmanı onkolojik prensiplerle plastik cerrahi tekniklerini aynı ameliyatta birleştirir. Böylece kanserli doku genişçe temizlenirken meme başı ve çevresindeki renkli alanın (areola kompleksinin) doğal konumu ve memenin genel formu korunmaya çalışılır.
Onkoplastik cerrahide memenin formunu ve simetrisini desteklemek amacıyla başvurulan başlıca yöntemler aşağıdaki gibidir:
- Glandüler flep kaydırma işlemi
- Batwing insizyon tekniği
- Donut mastopeksi uygulaması
- Latissimus dorsi kas ve deri flebi transferi
- Otolog yağ grefti enjeksiyonları
- Karşı memeye simetrizasyon amaçlı küçültme
- Karşı memeye simetrizasyon amaçlı dikleştirme
Genel cerrahi uzmanı hastanın meme yapısına göre iki temel yaklaşımdan birini seçer. Eğer hastanın kendi meme dokusu yeterliyse, memenin içindeki sağlam süt bezi dokuları tümörün çıkarıldığı boşluğa doğru kaydırılarak hacim yer değiştirme teknikleri uygulanır. Ancak memede kalan doku boşluğu kapatmaya yetmeyecekse, sırt bölgesinden kas-deri dokusu taşınması veya yağ transferi gibi hacim doldurma yöntemlerinden yararlanılır. İki meme arasındaki görsel dengeyi yakalamak adına aynı seansta sağlam olan diğer memeye de dikleştirme veya küçültme müdahalesi yapılabilir.
Mastektomi ve Eş Zamanlı Onarımla Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?
Meme koruyucu yaklaşımlar her hastada ilk seçenek olarak değerlendirilse de bazı tıbbi durumlarda onkolojik güvenliği sağlamak adına meme dokusunun tamamının çıkarılması, yani mastektomi yapılması gerekir. Memenin farklı bölgelerinde birden fazla tümör odağının yer aldığı multisentrik tümörlerde, meme geneline yayılmış geniş mikrokalsifikasyon (kireçlenme) alanlarında, tekrarlanan müdahalelere rağmen cerrahi sınırların temizlenemediği olgularda veya hastanın taşıdığı genetik risk profili nedeniyle mastektomi tercih edilir.
Geleneksel basit mastektomide meme dokusu üzerindeki deri ve meme ucuyla birlikte alınırken, güncel cerrahi uygulamalarda hastanın beden algısını desteklemek amacıyla koruyucu ve onarıcı yöntemler ön plana çıkmıştır. Mastektomi ve eş zamanlı meme onarımında (rekonstrüksiyon) kullanılan cerrahi seçenekler şunlardır:
- Basit mastektomi
- Cilt koruyucu mastektomi (SSM)
- Meme ucu koruyucu mastektomi (NSM)
- Silikon implant ile eş zamanlı onarım
- Doku genişletici (expander) yerleştirilmesi
- DIEP flebi ile otolog doku onarımı
- TRAM flebi ile otolog doku onarımı
Hastalığın yerleşimi uygun olduğunda genel cerrahi uzmanı memenin dış derisini ve meme ucunu koruyarak yalnızca içerideki meme parankimini boşaltır. Hemen ardından aynı ameliyat seansında, korunan bu deri zarfının içi silikon protezler, doku genişleticiler veya hastanın kendi karın ya da sırt bölgesinden alınan dokularla yeniden doldurulur. Bu sayede hasta ameliyattan çıktığında memesi tamamen alınmış olma hissiyle karşılaşmadan iyileşme dönemine adım atar.
Koltuk Altı Lenf Bezlerine Yönelik Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?
Meme kanseri hücrelerinin lenf kanalları aracılığıyla ilk ulaşacağı istasyon koltuk altı (aksilla) bölgesindeki lenf bezleridir. Bu bölgede tümör yayılımı olup olmadığının belirlenmesi; hastalığın evrelenmesinde, seyrinin tahmin edilmesinde ve ameliyat sonrası ilaç ya da ışın tedavilerinin planlanmasında kritik bir rol oynar. Geçmiş yıllarda her hastanın koltuk altı lenf bezleri tamamen temizlenirken, günümüzde gereksiz doku hasarından kaçınmak amacıyla hedefe yönelik biyopsi modelleri uygulanmaktadır.
Koltuk altı bölgesinin cerrahi olarak değerlendirilmesinde ve tedavisinde kullanılan yöntemler ve materyaller şunlardır:
- Sentinel lenf nodu biyopsisi (SLNB)
- Teknesyum-99m (Tc-99m) işaretli radyoaktif kolloid
- Metilen mavisi boyası
- İntraoperatif gama prob cihazı
- Aksiller lenf nodu diseksiyonu (ALND)
- Hedefli aksiller diseksiyon (TAD)
- Radyoopak metal işaretleyici klipsler
- Radyoaktif tohum veya karbon boya
Ameliyat öncesindeki muayenede ve ultrasonografide koltuk altında şüpheli bir lenf bezi görülmeyen (cN0) hastalarda standart işlem Sentinel Lenf Nodu Biyopsisidir (SLNB), yani nöbetçi lenf bezi biyopsisidir. Tümörün ulaştığı ilk lenf bezini bulmak için ameliyat öncesinde memeye düşük dozlu radyoaktif madde, ameliyat sırasında ise metilen mavisi boyası verilir. İkili haritalama adı verilen bu yöntem yanılma payını ciddi oranda düşürür. Genel cerrahi uzmanı ameliyatta gama prob cihazıyla sinyal veren ve maviye boyanan genellikle en az 3 adet nöbetçi lenf bezini çıkararak incelemeye gönderir. Bu işlem mastektomi veya onkoplastik cerrahi planlanan duktal karsinoma in situ (DKİS) olgularında da uygulanır. Gebelik döneminde radyoaktif izotop kullanımı güvenli kabul edilirken, mavi boya bebek üzerinde risk oluşturabileceği için kullanılmaz; inflamatuar meme kanserinde ise lenf kanalları tıkalı olduğundan nöbetçi lenf bezi biyopsisi önerilmez.
Biyopsi ile kanıtlanmış ileri düzey koltuk altı tutulumu olanlarda, ameliyat öncesi ilaç tedavisine rağmen koltuk altındaki hastalığı gerilemeyenlerde veya inflamatuar meme kanserinde ise Seviye I ve Seviye II bölgesindeki 10 ila 40 adet lenf bezinin çıkarıldığı Aksiller Lenf Nodu Diseksiyonu (ALND) yapılır. Bu geniş işlem sonrasında hastaların yüzde 19,3 ila yüzde 24,6’sında kalıcı kol ödemi, omuz hareket kısıtlılığı ve uyuşma görülebilmektedir. Ancak güncel klinik araştırmalar (ACOSOG Z0011, IBCSG 23-01 ve AMAROS), meme koruyucu cerrahi ve tüm meme radyoterapisi alacak hastalarda nöbetçi lenf bezlerinin 1 veya 2 tanesinde sınırlı yayılım çıksa bile tüm koltuk altını temizlemeye gerek olmadığını, radyoterapinin yeterli kontrolü sağladığını göstermiştir. Ayrıca tanı anında koltuk altında yayılım olup kemoterapi sonrasında bu yayılımı klinik olarak kaybolan hastalarda Hedefli Aksiller Diseksiyon (TAD) uygulanır. Kemoterapi öncesinde tümörlü lenf bezine bırakılan metal klip ameliyatta kılavuz tel, karbon boya veya radyoaktif tohumla bulunup nöbetçi bezlerle birlikte çıkarılır; böylece yanılma payı yüzde 2 civarına indirilerek gereksiz koltuk altı temizliğinin önüne geçilir.
Cerrahi Aşamada Meme Kanseri Tedavisi Ne Kadar Sürer ve İyileşme Takvimi Nasıldır?
Meme kanseri ameliyatlarının süresi, hastanede yatış günleri ve hastanın günlük yaşamına dönüş takvimi tercih edilen cerrahi tekniğin kapsamına göre değişiklik gösterir. Genel cerrahi uzmanının uyguladığı operasyonların ortalama süreleri aşağıdaki gibidir:
- Lumpektomi ve SLNB ameliyatında 1 ila 2 saat
- Basit veya total mastektomide 1,5 ila 2,5 saat
- Modifiye radikal mastektomide 2 ila 3 saat
- Onkoplastik meme cerrahisinde 2 ila 3,5 saat
- Eş zamanlı rekonstrüksiyonlu mastektomide 3 ila 5 saat
- Cerrahi sınır revizyonunda 45 ila 60 dakika
Ameliyatın tamamlanmasının ardından hastanın hastanede kalış, dren takibi ve fiziksel iyileşme süreleri de yapılan işlemin büyüklüğüyle doğrudan ilişkilidir. Meme koruyucu cerrahi ve nöbetçi lenf bezi biyopsisi geçiren hastalar genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir. Bu grupta cerrahi alana çoğu zaman dren konmaz ya da konulan dren 3 gün içinde çekilir; hastalar 7 ila 14 gün içinde normal rutinlerine dönebilir. Basit mastektomi sonrasında hastanede 1 ila 3 gün yatılır, drenler 5 ila 7 gün kalır ve klinik toparlanma 1 ila 3 hafta sürer.
Memenin ve koltuk altı lenf bezlerinin birlikte alındığı modifiye radikal mastektomi ameliyatlarında hastanede yatış 2 ila 3 gün, dren kalış süresi 5 ila 10 gün, tam klinik iyileşme ise 4 ila 6 haftadır. Onkoplastik meme cerrahisi uygulanan hastalar 1 ila 2 gün hastanede kalır, 3 ila 7 gün dren takip edilir ve 2 ila 4 haftada iyileşme sağlanır. Mastektomi ile aynı seansta yeniden meme onarımı yapılan kapsamlı operasyonlarda ise hastanede yatış 2 ila 5 günü, dren takibi 5 ila 10 günü, klinik iyileşme ise 3 ila 5 haftayı bulur. Eğer ilk ameliyatın nihai patoloji raporunda cerrahi sınırlarda tümör kalıntısı saptanırsa, lokal tekrarlama riskini önlemek adına yapılan yeniden eksizyon (sınır revizyonu) işlemi günübirlik gerçekleştirilir; genellikle dren gerektirmez ve hasta 3 ila 7 gün içinde toparlanır.
Ameliyat Sonrası Tamamlayıcı Uygulamalarla Meme Kanseri Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Cerrahi yara iyileşmesi tamamlandıktan sonra, hastalığın yerel veya uzak bölgelerde tekrarlama ihtimalini azaltmak amacıyla multidisipliner kurul kararı doğrultusunda tamamlayıcı (adjuvan) tedavilere geçilir. Erken evre bir hastada ameliyat, kemoterapi ve radyoterapiden oluşan aktif tedavi süreci toplamda 6 ay ile 1 yıl arasında tamamlanır. Ameliyat sonrasında hastanın patoloji sonuçlarına göre planlanan tamamlayıcı tedavi yöntemleri ve ortalama uygulama süreleri şunlardır:
- Standart AC kemoterapi rejimlerinde 2 ila 3 ay
- Taksan eklenen kombine kemoterapilerde 5 ila 6 ay
- Kemoterapi sonrası doku ve saç toparlanmasında 1 ila 3 ay
- Harici radyoterapi uygulamalarında 4 ila 7 hafta
- HER2 hedefli akıllı ilaç tedavilerinde 1 yıl
- CDK4/6 inhibitörü kullanımında 2 ila 3 yıl
- Koruyucu endokrin (hormon) tedavilerinde 5 ila 10 yıl
Tekrarlama riski yüksek olan hormon reseptörü negatif bulunan veya koltuk altı lenf bezlerinde tutulum saptanan hastalarda adriamisin ve siklofosfamid (AC) içeren kemoterapi protokolleri uygulanır. Bu şemaya paklitaksel veya dosetaksel gibi taksan grubu ilaçlar eklendiğinde ilaç tedavisi 5 ila 6 aya uzar. Meme koruyucu cerrahi olan tüm hastalara ve yüksek riskli mastektomi vakalarına haftada 5 gün üzerinden dışarıdan ışın tedavisi (radyoterapi) verilir; bu süreç modern planlamalarla 4 ila 6 hafta, klasik şemalarda ise yaklaşık 33 seans üzerinden 6 ila 7 hafta sürer. HER2 pozitif tümörlerde trastuzumab ve pertuzumab içeren hedefe yönelik ilaçlar 1 yıla tamamlanırken, hormon reseptörü pozitif hastalarda tamoksifen veya aromataz inhibitörleri adı verilen koruyucu ilaçlar 5 ila 10 yıl boyunca kullanılır.
Ameliyat Sonrası Bakımda Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır ve Nelere Dikkat Edilir?
Cerrahi müdahalenin başarısı, ameliyat sonrasında erken dönemde başlayan özenli hasta bakımı, uygun fiziksel rehabilitasyon ve olası yan etkilerin zamanında yönetilmesiyle desteklenir. Ameliyatın ilk 24 saatinden itibaren hastanın kolunu tamamen hareketsiz bırakmaması, önerilen pasif kol egzersizlerine başlaması ve omuz ekleminin hareket açıklığını koruması büyük önem taşır.
Ameliyat sonrası iyileşme döneminde hastaların dikkat etmesi gereken bakım kuralları ve koruyucu önlemler aşağıdaki gibidir:
- İlk 24 saatte pasif kol hareketlerine başlanması
- Ameliyat kesi hattının kuru ve temiz tutulması
- Düzenli omuz egzersizlerinin yapılması
- Cerrahi drenlerin günlük sıvı takibi
- Ameliyatlı koldan kan alınmaması ve damar yolu açılmaması
- Ameliyat edilen koldan tansiyon ölçülmemesi
- Cerrahi taraftaki kolla ağır yük taşınmaması
Ameliyat bölgesinde seroma adı verilen sıvı birikimini önlemek için yerleştirilen kapalı vakumlu drenler, günlük sıvı çıkışı 20 ila 30 mililitrenin altına düştüğünde (genellikle ameliyat sonrası 5. ile 10. günler arasında) genel cerrahi uzmanı tarafından çekilir. Dren çekildikten sonra içeride tekrar sıvı birikirse poliklinik şartlarında enjektör yardımıyla boşaltılır. Silikon implant ile onarım yapılan ve radyoterapi alan hastalarda implant çevresinde gelişebilecek doku sertleşmesi (kapsül kontraktürü) yakından izlenir; ileri durumlarda cerrahi düzeltme yapılabilir. Özellikle koltuk altı lenf bezleri tamamen alınan hastalarda kol şişmesini (lenfödemi) önlemek adına o kolu travmalardan, iğne girişimlerinden ve ağırlıklardan korumak temel prensiptir.
Uzun Dönem Takipte Meme Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır ve Kontroller Ne Kadar Sürer?
Aktif tedavileri tamamlanan hastalar, hastalığın tekrarlama ihtimalinin daha belirgin olduğu ilk 5 yıllık dönem başta olmak üzere cerrahi onkoloji prensiplerine uygun bir takip programına alınır. Bu uzun dönemli izlem sürecinde uygulanan kontrol sıklıkları ve takip araçları şunlardır:
- İlk 3 yıl boyunca 3 ila 6 ayda bir cerrahi muayene
- ve 5. yıllarda 6 ila 12 ayda bir klinik kontrol
- yıldan sonra ömür boyu yılda bir kez muayene
- Radyoterapiden 6 ay sonra ilk kontrol mamografisi
- Yılda bir kez iki taraflı rutin mamografi
- Şüpheli bulgularda meme manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
- Tamoksifen kullananlarda yıllık jinekolojik muayene
Kontrol muayenelerinde genel cerrahi uzmanı ameliyat bölgesini, göğüs duvarını, sağlam olan karşı memeyi ve bölgesel lenf bezi istasyonlarını dikkatle değerlendirir. Meme koruyucu cerrahi geçiren hastalarda radyoterapiden 6 ay sonra ilk mamografi çekilir ve sonrasında yıllık mamografi takibine geçilir. Mastektomi ve yeniden meme onarımı yapılan hastalarda ise olası tekrarlamalar daha çok cilt altı ve göğüs duvarı kas planlarında gelişebildiği için o memeye rutin mamografi çekilmez; fizik muayene temel takip aracıdır ve şüpheli bir durumda meme MRG incelemesi tercih edilir.
Hiçbir klinik şikayeti olmayan ve hastalığı kontrol altında (remisyonda) bulunan hastalarda rutin olarak kanda tümör belirteçlerine bakılması veya tüm vücut taramalarının yapılması sağkalıma ek bir katkı sağlamadığı için önerilmez. İleri radyolojik tetkikler yalnızca kemik ağrısı, nefes darlığı veya karaciğer fonksiyon bozukluğu gibi somut bir belirti ortaya çıktığında istenir. Hormon tedavisi kapsamında tamoksifen kullanan kadınlarda ise rahim duvarındaki olası değişiklikleri izlemek adına yıllık kadın doğum kontrolleri takip takvimine eklenir. Doğru cerrahi tekniğin seçilmesi, temiz cerrahi sınırların elde edilmesi ve uzun dönemli takip programına uyum gösterilmesi, hastaların sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürmesinde belirleyici rol oynar.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, genel cerrahi alanındaki akademik birikimi ve cerrahi deneyimiyle tanınan bir hekimdir. 1998 yılında TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra, 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini 2012 yılında tamamlamış, 2019’da Doçent, 2024 yılında ise Profesör unvanını almıştır. Halen Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 100’e yakın makalesi ve çok sayıda bilimsel bildirisi bulunan Prof. Dr. Ayvazoğlu Soy, International College of Surgeons, The Transplantation Society, Türk Cerrahi Derneği ve Ankara Cerrahi Derneği üyesidir. Halen Ankara Medipol Üniversitesi’ndeki akademik görevine ek olarak Çankaya’daki özel muayenehanesinde genel cerrahi, meme ve endokrin cerrahi alanlarında hasta kabul etmektedir.

