Bağırsak tıkanıklığı, sindirim kanalı boyunca ilerlemesi gereken içeriklerin fiziksel bir bariyerle karşılaşarak durmasıdır. Bu durum genellikle şiddetli kramp tipi karın ağrıları, durdurulamayan kusma atakları, karında aşırı gerginlik ve tuvalete çıkamama gibi belirtilerle aniden ortaya çıkar. Vücudun doğal tahliye mekanizmasının sekteye uğradığı bu tabloda, bağırsakların normal ritmi bozulur ve karın içi basınç hızla yükselir. Erken fark edilen bu işaretler, sindirim sistemindeki akışın yeniden sağlanması ve hayati komplikasyonların önlenmesi adına en önemli basamaktır.
Bağırsak Tıkanıklığı Nedir ve Sindirim Sistemini Nasıl Etkiler?
Fiziksel bir engel ortaya çıktığında, tıpkı trafiğe kapanmış bir yolda araçların arka arkaya birikmesi gibi, engelin bulunduğu noktanın gerisinde ciddi bir sıvı ve gaz birikimi başlar. Bu gazın tek kaynağı yemek yerken veya konuşurken yuttuğumuz hava değildir. Aynı zamanda bağırsakların içinde doğal olarak yaşayan bakterilerin gıdaları fermente etmesi sonucu ortaya çıkan gazlar da bu birikime büyük ölçüde katkı sağlar. Bununla birlikte mide, pankreas, safra kesesi ve ince bağırsakların ürettiği günlük sindirim sıvıları da ileriye gidemediği için lümen adı verilen bağırsak kanalının içinde hapsolur. Kanalın içindeki basınç arttıkça, bu gerilim ilk olarak bağırsak duvarının en hassas yapıları olan ince toplardamarlara baskı yapmaya başlar. Kanın kalbe geri dönüşü yavaşlar ve bozulur. Bu durum bağırsak duvarından doku aralıklarına sıvı sızmasına ve bölgede ciddi bir ödem, yani şişlik oluşmasına neden olur. Süreç bu şekilde devam edip lümen içindeki basınç daha da tırmandığında, bağırsak dokusuna temiz ve oksijenli kan getiren atardamarların basıncı bu basınca yenik düşer. Sonuç olarak dokuya kan gidemez ve iskemi adı verilen oksijensizlik süreci başlar.
Bağırsak Tıkanıklığı Hasarı Neden Hayati Bir Risk Taşır?
Bağırsak dokusunun yeterince kanlanamaması ve oksijensiz kalması, strangülasyon olarak bilinen bağırsak boğulmasına ve doku çürümesine yol açar. Bu aşama son derece kritiktir çünkü bağırsakların normalde sahip olduğu, içerideki zararlı maddeleri kanda tutan o güçlü koruyucu bariyer işlevi tamamen ortadan kalkar. Bağırsak kanalının içinde bulunan milyarlarca bakteri ve onların ürettiği oldukça zehirli endotoksinler, önce karın zarı boşluğuna, ardından da doğrudan sistemik kan dolaşımına sızmaya başlar. Tıpta bakteriyel translokasyon olarak adlandırılan bu sızıntı, karın zarı iltihabına, kan zehirlenmesine ve en nihayetinde vücuttaki çoklu organların iflas etmesine giden o tehlikeli yolu açar. Özellikle bağırsağın hem ileri yönden hem de geri yönden tıkandığı durumlar çok daha büyük bir tehlike arz eder. Kapalı lup adı verilen bu iki taraflı tıkanıklıklarda, içeride biriken basınç kaçacak hiçbir yer bulamadığı için çok daha hızlı ve kontrolsüz bir şekilde yükselir. Böyle bir tabloda doku çürümesi saatler, hatta bazen dakikalar içinde bile gelişerek hayatı doğrudan tehdit edebilir.
Bağırsak Tıkanıklığı Belirtileri Nelerdir?
Acil servislere şiddetli karın ağrısı şikayetiyle başvuran bireylerin önemli bir kısmında bu rahatsızlık tespit edilmektedir. Hastalığın teşhisinde ön plana çıkan ve durumun ciddiyetini gösteren bazı temel işaretler bulunmaktadır.
En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Kramp tarzında karın ağrısı
- Şiddetli bulantı hissi
- Tekrarlayan kusma
- Karın bölgesinde asimetrik şişlik
- Karında dokunmakla artan gerginlik
- Bağırsak gazı çıkaramama
- Dışkılama yapamama
Bu belirtilerin bir veya birkaçının aynı anda görülmesi, sindirim sisteminde işlerin yolunda gitmediğinin en büyük kanıtıdır ve vakit kaybedilmeden tıbbi yardım alınmasını gerektirir.
Ağrı ve Kusma Karakteri Bağırsak Tıkanıklığı Hakkında Ne Söyler?
Bağırsaklar, içlerinde bir engelle karşılaştıklarında hareketlerini durdurmak yerine tam tersine içeriği o engelin ötesine itebilmek için kasılmalarını çok daha şiddetli bir hale getirirler. Hissedilen o şiddetli, dalgalar halinde gelen ve insanı iki büklüm yapan kramp ağrılarının sebebi, bağırsağın bu çırpınışıdır. Ancak zaman ilerledikçe bu dalgalı ağrı karakter değiştirip sürekli, kesintisiz ve çok daha can yakıcı bir hale gelirse, bu durum bağırsağın artık yorulduğunu, oksijensiz kaldığını ve çürümeye başladığını gösteren çok ciddi bir alarmdır. Kusmanın ne zaman başladığı ve nasıl bir yapıda olduğu ise engelin nerede olduğuna dair önemli ipuçları sunar. Eğer sorun mideye yakın, ince bağırsağın daha üst kısımlarındaysa kusma çok erken dönemde başlar ve miktarı oldukça fazladır. Ancak sorun kalın bağırsak gibi alt seviyelerdeyse, kusma çok daha geç ortaya çıkar.
Bağırsak Tıkanıklığı Gelişimine Hangi Faktörler Neden Olur?
Sürecin kaynağını anlamak ve doğru müdahale yöntemini seçmek için, anatomik olarak sorunun nereden başladığına bakmak gerekir. Temel olarak engeller üç ana grupta incelenir. Bunlar bağırsakların dışından gelen baskılar, bağırsağın kendi duvarından kaynaklanan yapısal sorunlar ve bağırsak kanalının içini dolduran yabancı cisimlerdir. Kasıktaki veya göbek çevresindeki fıtıkların içine bağırsağın girip sıkışması, bağırsağın kendi damar sapı etrafında dönüp düğümlenmesi veya çevredeki diğer organlarda büyüyen tümörlerin bağırsağı dışarıdan ezmesi, bağırsak dışı faktörlere en net örneklerdir. Doğrudan bağırsağın kendi duvar dokusundan kaynaklanan sorunlarda ise durum biraz daha farklıdır. Bağırsak duvarında sinsice büyüyen kanser hücreleri, kronik iltihaplı hastalıklara bağlı olarak zamanla gelişen katılaşmalar ve daralmalar veya geçmiş yıllarda radyoterapi tedavisi görmeye bağlı ortaya çıkan yapısal bozulmalar bağırsağın iç çapını daraltarak tıkanmaya zemin hazırlar.
Bağırsak kanalını içeriden tıkayan unsurlar şunlardır:
- Büyük safra taşları
- Sindirilemeyen lif yumakları
- Yutulmuş saç kılları
- Taşlaşmış sert dışkı kütleleri
- Yabancı cisimler
Geçirilmiş Karın Ameliyatları Bağırsak Tıkanıklığı Riskini Artırır Mı?
Daha önce geçirilmiş olan karın bölgesi ameliyatları, bu sorunun ortaya çıkmasında en büyük rolü oynayan etkenlerin başında gelir. İnce bağırsak tıkanıklıklarının çok büyük bir yüzdesi bu geçmiş operasyonlardan kaynaklanır. Karın boşluğu herhangi bir sebeple cerrahi bir işlem için açıldığında, vücut doğal iyileşme sürecinin bir parçası olarak dokuları onarmaya çalışır. Tıpkı cildimizde derin bir yara iyileştiğinde orada sert bir iz kalması gibi, karın içindeki organların zarlarında da skar dokuları yani yapışıklıklar meydana gelir. Adezyon olarak adlandırılan bu fibrotik sert bantlar, ameliyattan aylar hatta yıllar sonra bile bağırsakların üzerine bir kement gibi dolanabilir, onları karın duvarına veya birbirlerine sabitleyerek mekanik bir bükülmeye neden olabilir.
Mekanik Bağırsak Tıkanıklığı ile Tembelliği Arasındaki Fark Nedir?
Fiziksel bir engel nedeniyle oluşan tablo ile bağırsak hareketlerinin felç olduğu ve halk arasında bağırsak tembelliği olarak bilinen paralitik ileus durumunun birbirinden ayırt edilmesi, tedavi stratejisinin belirlenmesi için hayati önem taşır. Fiziksel bir bariyerin olduğu durumlarda bağırsak, bu engeli aşmak için erken dönemde olağanüstü bir çaba sarf eder ve hiperaktif hareketler yapar. Stetoskopla dinlendiğinde artmış, adeta bir borunun içinde yankılanan suya benzer, metalik tınlamalı sesler duyulur. Ağrı şiddetli kramplar halindedir ve radyolojik filmlerde bağırsağın şiş olan üst kısmı ile tamamen sönük olan alt kısmı arasında çok net bir sınır çizgisi görülür.
Bağırsak tembelliği durumunda ise farklı belirtiler gözlemlenir:
- Sessiz bağırsak sesleri
- Yaygın karın hassasiyeti
- Künt karakterli ağrı
- Tamamen durmuş peristaltik hareketler
Tembellik durumunda ortada fiziksel bir engel yoktur. Genellikle geçirilen ağır bir genel enfeksiyon, yeni yapılmış büyük bir cerrahi operasyon potasyum eksikliği gibi metabolik dengesizlikler nedeniyle bağırsağın kasılma yeteneği geçici olarak durmuştur. Bu tabloda genellikle büyük bir cerrahi müdahale gerekmez; vücudun sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanarak kendi kendini toparlaması beklenir.
Kolon Kanserleri Bağırsak Tıkanıklığı Sonucunu Doğurur Mu?
Kalın bağırsaklarda meydana gelen tıkanıklıkların en yaygın ve şüphesiz en ciddi nedeni kolorektal kanserlerdir. Kötü huylu tümörler bağırsak duvarından kaynaklanıp lümen içine doğru büyüdükçe zamanla iç çapı daraltır. Bir süre sonra bu daralma o kadar ciddi bir boyuta ulaşır ki dışkının ve gazın geçişi tamamen bloke olur. Bu noktada sorunun çözümü sadece o anki engelin kaldırılmasından ibaret değildir. Tümörün bağırsak duvarındaki derinliği, bölgesel lenf düğümlerine sıçrayıp sıçramadığı ve uzak organlara yayılıp yayılmadığı gibi faktörler yapılacak ameliyatın ne kadar geniş çaplı olacağını belirler. Eğer tümör bağırsak duvarının tüm katmanlarını aşarak çevredeki diğer organlara yapışacak kadar ilerlemişse, acil şartlarda yapılan operasyonlar çok daha zorlu geçer ve iyileşme süreci çok daha hassas bir bakım gerektirir.
Bağırsak Tıkanıklığı Tanısında Fizik Muayene Bize Ne Anlatır?
Hastaneye başvuran bir bireyin teşhis süreci, öncelikle detaylı bir hastalık geçmişi dinlenerek ve ardından çok dikkatli bir fizik muayene yapılarak başlar. Karın bölgesindeki asimetrik şişlikler, özellikle de kalın bağırsağı ilgilendiren durumlarda dışarıdan bakıldığında bile gözle görülür düzeyde olabilir. Karnın elle muayenesi sırasında hissedilen sert bir kitle, altta yatan bir tümörün veya kendi içine doğru katlanmış bir bağırsağın habercisi olabilir. Geçmişte geçirilmiş herhangi bir karın ameliyatına ait cilt üzerindeki yara izleri, sorunun büyük ihtimalle içerideki yapışıklıklardan kaynaklandığına dair güçlü bir kanıt sunar. Ayrıca kasık, uyluk üst kısmı ve göbek deliği çevresindeki fıtık bölgelerinin titizlikle incelenmesi, o daracık fıtık kesesinin içine sıkışıp boğulmuş bir bağırsağın varlığını anında tespit etmeye olanak tanır.
Kesin Bağırsak Tıkanıklığı Teşhisi İçin Hangi Radyolojik Cihazlar Kullanılır?
Klinik muayene ile elde edilen şüpheleri doğrulamak, sorunun hangi anatomik seviyede olduğunu milimetrik olarak belirlemek ve doğru tedaviyi planlamak için gelişmiş radyolojik görüntüleme yöntemleri şarttır.
Sıkça başvurulan görüntüleme yöntemleri şunlardır:
- Bilgisayarlı tomografi
- Ayakta direkt karın röntgeni
- Ultrasonografi
Bilgisayarlı tomografi, bu rahatsızlığın yönetiminde tartışmasız altın standart olarak kabul edilir. Tomografi sadece engelin nerede olduğunu bulmakla kalmaz; aynı zamanda sorunun kaynağını da büyük bir doğrulukla ortaya çıkarır. Bağırsak duvarındaki kalınlaşmaları, bağırsakları besleyen ince damarlardaki tıkanıklıkları, karın zarı içinde biriken serbest sıvıları ve en önemlisi bağırsağın doku ölümüne başladığını gösteren o kritik işaretleri kusursuz bir şekilde gösterir. Röntgen filmleri ise ilk ve hızlı bir değerlendirme aracıdır. Filmde yan yana dizilmiş hava ve sıvı seviyelerinin görülmesi klasik bir bulgudur ancak nedeni göstermekte çoğunlukla yetersiz kalır. Ultrasonografi ise yoğun gaz birikimi nedeniyle yetişkinlerde kullanımı teknik olarak zor olsa da özellikle çocuklarda görülen bağırsak düğümlenmelerini saptamakta veya hamile bireylerde radyasyon riskinden kaçınmak amacıyla oldukça değerli bir alternatiftir.
Kan Tahlilleri Bağırsak Tıkanıklığı Şiddetini Nasıl Gösterir?
Laboratuvar testleri tek başına hastalığın adını koydurmasa da vücudun genel fizyolojik direnci, sıvı kaybının derecesi ve dokuların canlılık durumu hakkında eşsiz bilgiler sunar. Şiddetli kusma ve doku aralıklarına sızan sıvılar nedeniyle vücut hızla susuz kalır. Bu durum kandaki sıvı oranının azalıp hücrelerin yoğunlaşmasına yol açarak tahlillerde hemoglobin değerlerinin yüksek çıkmasına neden olur. Böbreklere giden kan akımı azaldığı için üre ve kreatinin gibi böbrek fonksiyon testlerinde yükselmeler görülür. En hayati konulardan biri olan bağırsağın çürümeye başlayıp başlamadığını öngörmek için ise özel biyokimyasal belirteçlere bakılır. Kan akışının kesilmesiyle birlikte bağırsağın koruyucu bariyeri yıkıldığında ve bakteriler kana karışmaya başladığında, kanda bulunan prokalsitonin seviyesi ve beyaz kan hücreleri hızla tırmanışa geçer. Bu değerlerin yükselmesi, vücutta çok güçlü bir iltihabi reaksiyonun ve doku kaybının başladığına dair kuvvetli alarmlardır.
Bağırsak Tıkanıklığı İçin İlk Tıbbi Müdahale Adımları Nelerdir?
Durum kesinleştiğinde yapılacak ilk hamle hastayı alelacele ameliyathaneye taşımak değildir. Hastanın vücudu saatlerce, belki de günlerce sıvı, tuz ve hayati mineralleri kaybetmiş, böbrekleri zorlanmış ve tüm sistem ciddi bir strese girmiştir. Bu nedenle tedavi her zaman vücudu yeniden canlandırma ve içerideki tehlikeli basıncı düşürme süreciyle başlar.
Acil serviste uygulanan ilk adımlar şunlardır:
- Damar yolu açılması
- Yoğun sıvı takviyesi
- Elektrolit dengesinin sağlanması
- Nazogastrik tüp takılması
- Geniş spektrumlu antibiyotik başlanması
Damar yolundan hızla serum verilerek vücudun kaybettiği sıvı yerine konur. Burun deliğinden yavaşça mideye doğru uzatılan esnek bir hortum olan nazogastrik tüp sayesinde ise, midede ve üst bağırsaklarda birikmiş olan litrelerce sıvı, safra ve gaz dışarı çekilir. Bu işlem hem içerideki yıkıcı basıncı düşürüp hastanın kusmasını durdurur, hem de kusmuk içeriğinin akciğerlere kaçarak tehlikeli bir zatürreye yol açmasını engeller. Eğer dokularda bir kanlanma bozukluğu şüphesi varsa, kana karışabilecek bakterilerle savaşmak için güçlü antibiyotikler tedaviye hızla eklenir.
Hangi Bağırsak Tıkanıklığı Durumlarında Acil Ameliyat Kararı Alınır?
Hangi bireyin acilen ameliyat edileceği, hangisinin ise serum ve ilaç destekleriyle yatırılarak takip edileceği kararı tıp pratiğinin en hassas noktalarından biridir. Eğer hastada yüksek ateş, aşırı kalp çarpıntısı, kanda ciddi enfeksiyon bulguları ve karın bölgesinde dokunmaya dahi izin vermeyecek kadar şiddetli bir hassasiyet varsa, bu durum bağırsağın geri dönülemez bir şekilde hasar görmeye başladığını gösterir. Böyle bir tabloda vakit kaybetmeden acil cerrahi müdahaleye başvurulur. Ayrıca hayatı boyunca hiç karın ameliyatı geçirmemiş birinde aniden bu sorun gelişirse veya fıtık kesesinin içine girip sıkışan bağırsak elle yapılan müdahalelere rağmen geri itilemezse, yine ameliyat tek kesin çözümdür. Ancak sorunun nedeni daha önceki ameliyatlara bağlı yapışıklıklarsa ve bağırsak tamamen değil de kısmen tıkanmışsa, aceleci davranılmaz. Hastanın midesi tüple boşaltılarak ve sıvı desteği sağlanarak gözlem altında tutulur. Çoğu zaman bu dinlendirme süreci sayesinde bağırsaklar kendini toparlar ve cerrahi bir kesiye gerek kalmadan yol kendiliğinden açılır.
Bağırsak Tıkanıklığı Ameliyatlarında Hangi Yöntemler Kullanılır?
Cerrahi karar alındığında, uygulanacak teknik tamamen sorunun kaynağına ve bağırsağın o anki canlılık durumuna göre cerrahi ekip tarafından ameliyat sırasında belirlenir. Temel hedef fiziksel engeli ortadan kaldırmak, sağlıklı dokuları korumak ve işlevini tamamen yitirmiş kısımları vücuttan güvenle uzaklaştırmaktır.
Cerrahi operasyonlarda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
- Adezyolizis
- Bağırsak rezeksiyonu
- Bağırsak uçlarının birleştirilmesi
- Hartmann prosedürü
- Enterotomi
Adezyolizis, bağırsakları birbirine veya karın duvarına bağlayan o sert yara bantlarının kesilerek bağırsağın özgürlüğüne kavuşturulması işlemidir. Eğer tümöral bir kitle varsa veya boğulma neticesinde bağırsak dokusu tamamen çürümüşse, o hastalıklı bölüm sağlam sınırlarından kesilerek çıkarılır. Ardından sağlıklı iki uç, özel tekniklerle birbirine dikilerek sindirim yolu tekrar bütünleştirilir. Ancak kalın bağırsak kanserlerinde bağırsağın çok kirli, şişkin ve iltihaplı olduğu zorlu durumlarda, dikişlerin tutmama riski çok yüksek olduğu için uçlar hemen birleştirilmez. Bunun yerine bağırsağın üst ucu karın duvarına ağızlaştırılır ve dışkının dışarıdaki özel bir torbaya gelmesi sağlanır. Hastanın genel durumu aylar sonra tamamen düzeldiğinde ise ikinci bir ameliyatla bağırsaklar tekrar içeri alınarak birleştirilebilir. Lümene sıkışmış taş veya yabancı cisim vakalarında ise bağırsağa küçük bir kesi yapılarak engel dışarı alınır ve o bölge onarılarak işlem sonlandırılır.
Kapalı Ameliyat Bağırsak Tıkanıklığı Tedavisinde Kullanılabilir Mi?
Geleneksel açık ameliyatlara güçlü bir alternatif olarak gelişen laparoskopik, yani kapalı yöntem günümüzde seçilmiş ve uygun vakalarda giderek daha fazla tercih edilmektedir. Karın bölgesinde büyük ve uzun bir kesi açmak yerine, sadece birkaç milimetrelik küçük deliklerden girilen kameralar ve ince aletlerle yapılan bu teknolojik cerrahi, bireylere büyük konfor sağlar. Çok daha az ağrı hissedilmesi, hastanede kalış süresinin kısalması, normal hayata daha hızlı dönüş ve gelecekte kesi yerinde fıtık gelişme riskinin çok düşük olması bu yöntemin en büyük avantajlarıdır. Ancak bağırsakların içerideki aşırı gaz ve sıvı nedeniyle balon gibi gerildiği durumlarda, aletleri karın içine yerleştirirken bağırsağı kazayla delme riski çok yüksektir.
Özel ve Nadir Görülen Bağırsak Tıkanıklığı Çeşitleri Nelerdir?
Bazı durumlar bireyin yaşına ve anatomik yapısına bağlı olarak oldukça spesifik bir seyir izler ve standartların dışında farklı tedavi yaklaşımları gerektirir.
Bu özel durumlardan bazıları şunlardır:
- Sigmoid volvulus
- Ogilvie sendromu
- İntususepsiyon
Kalın bağırsağın son kısımlarının adeta bir bahçe hortumunun bükülmesi gibi kendi damar sapı etrafında dönmesi durumuna volvulus adı verilir ve bu genellikle ileri yaşlı bireylerde sıkça görülür. Ortada hiçbir fiziksel engel, tümör veya yapışıklık olmamasına rağmen kalın bağırsağın aniden aşırı derecede genişlemesi ise Ogilvie sendromu olarak bilinir ve genellikle ağır enfeksiyon geçiren veya büyük ortopedik ameliyatlar sonrası yatağa bağımlı kalan kişilerde ortaya çıkar. Bir diğer ilginç durum olan intususepsiyon ise, bir bağırsak parçasının hemen önündeki bağırsağın içine teleskop gibi kayarak girmesidir.
Bağırsak Tıkanıklığı Tedavisinde Zamanlama Neden Çok Önemlidir?
Bu klinik tablonun başarılı bir şekilde yönetilmesi ve bireyin sağlığına kavuşması, doğrudan zamanla yarışılan bir sürecin eseri olarak ortaya çıkar. Tıp dünyasında bu durum için kullanılan evrensel yaklaşım zamanın bağırsak dokusu anlamına geldiği gerçeğidir. Hastaneye başvuruda veya müdahalede gecikilen her dakika, dokunun oksijensiz kalarak hasar görmesine, telafisi zor çürümelerin başlamasına ve kana karışan bakteriler yüzünden tüm vücudu tehdit eden ağır kan zehirlenmelerine zemin hazırlar. Gelişmiş teknolojik görüntüleme cihazlarının sağladığı milimetrik detaylar, kanda dolaşan hasar belirteçlerinin anlık olarak yorumlanması ve doğru zamanda yapılan yerinde müdahaleler sayesinde bu zorlu süreç en az hasarla atlatılabilir. Nihai amaç her zaman vücudun fizyolojik direncini korumak, bağırsağın canlılığını sürdürmesini sağlamak ve gerekli adımları tereddütsüz atarak sağlığı yeniden inşa etmektir.

Prof. Dr. Ebru Ayvazoğlu Soy, genel cerrahi alanındaki akademik birikimi ve cerrahi deneyimiyle tanınan bir hekimdir. 1998 yılında TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra, 2005 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini 2012 yılında tamamlamış, 2019’da Doçent, 2024 yılında ise Profesör unvanını almıştır. Halen Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 100’e yakın makalesi ve çok sayıda bilimsel bildirisi bulunan Prof. Dr. Ayvazoğlu Soy, International College of Surgeons, The Transplantation Society, Türk Cerrahi Derneği ve Ankara Cerrahi Derneği üyesidir. Halen Ankara Medipol Üniversitesi’ndeki akademik görevine ek olarak Çankaya’daki özel muayenehanesinde genel cerrahi, meme ve endokrin cerrahi alanlarında hasta kabul etmektedir.

